3 Ağustos 2013 Cumartesi

Cancan'ın uyku günlüğü 2. gün

İkinci gün ilk günden zor oluyor diyorlardı. hep öyle okumuştum internette. Neyseki bizim öyle olmadı. Gerçi her türlü zor bebişin ağlamasını dinlemek ama herşey onun iyiliği için. Ve bugün fark ettim ki zaten keyifli olan Cancan daha da keyifli bir bebeğe dönüşüyor. Evettt ikinci gün maceramız şöyle;

Nasıl yanımıza geldiğini hatırlamadığım Cancan sabah 7:30- 8:00 gibi uyandı. Net bir saat veremiyorum zira ben hala uyuyordum :) Neyse Bugünkü uykularımız nasıldı onlardan bahsedelim. İlk uyku için rutinlerimizden sonra 09:38 de yatağa koydum Cancan'ı. Önce yine sırt üstü ve uyku arkadaşı ile.  5 - 6 dakika sonra yüzü koyun çevirdim. Ağladı, söylendi, mızıklandı yapılabilecek ne varsa yaptı onu yataktan almam için. Oda haklı böyle uyunmuyordu anne beni kucağına al diyor. Ben ise direndim #direnuykusuzanne. Ara ara girdim çıktım odaya onunla konuştum biraz öptüm, sırtını sıvazladım. 20 dakika sonunda uyudu. Uyuduktan sonra yan yatma şekline çevirdim. Çünkü fark ettim ki oğluş yüzükoyun yatarsa 40 dakika sonra dönmek istiyor ve dönemeyince ağlayıp uyanıyor. Ve mucize oldu  kuzum uyanmadan tam 2 saat 15 dakika uyudu. Sonunda ben dayanamayıp öpüp koklayıp uyandırdım öyle tatlı uyandı ki. Ve uyanık olduğu süre boyunca gülücük saçtı etrafa.

15:15 gibi Can'da uyku hali başladı. Sinyalleri alır almaz, Guler anneannemizdeydik kaptığım gibi eve geldim, odasına çıkarttım.  Önce güneşe bye bye, bir ninni, sonra hoop yatak saat 15:24 :) Sırt üstü uyku arkadaşıyla oynadı biraz sonra mızıklanmaya başladı. Mızıklanmayı duyunca aldım öptüm yüzükoyun çevirdim yatırdım. Yine biraz ağladı ama bu sefer toplam 9 dakikada uyudu. 15:33'te uykuya teslim olmuştu kuzucum. Yan yatırıp rahatını sağladım ve indim aşağıya. Ohhh evimizi temizledim, yemek yaptım.17:00'da uyandı kuzum. Gece uykusunu etkilemesin diye bir daha uyutmadım.

20:20'de gece uykusu için yukarı çıktık. Alt değiştir, üst değiştir, emzir, sakinleştir, şarkı türkü derken 20:33'te bu sefer direk yüzükoyun yatağına yatırdım uyku arkadaşını koynuna koydum.18 dakika sürdü uyuması. Aslında daha kısa sürecekti ama ben hata yaptım. 2. kez odasına girdiğimde artık ağlamalar mızıldanma gibiydi. Öptüm poposunu azıcık pış pışladım daldı ama dayanamayıp tekrar öptüm ve terini silmek istedim. Sanırım bunları yaparken biraz fala kaldım odada çıkar çıkmaz ağlamaya başladı. hemde en yüksek volumden neyse ki 5 dakika sonra uykuya daldı. Uyuduktan sonra yan çevirmeyi unutmadım.

Gece 23:30, 02:00 civarı ve bırak saatini kalktığımı bile hayal meyal hatırladığım bir saatte 3 kere uyandı. İlkinde emzirdim, emmesi bitince hiç sallamadan yerine koydum. İkincide aç olmayacağını düşünerek yüzükoyun çevirdim Cancan'ı ve anında uyudu. Üçüncü net değil :) emzirmiş olabilirim. Bilmiyorum belki de rüyadır. Üçüncüye kalkmamış olabilir.


Cancan'ın uyku günlüğü 1.gün

Cancan'ın uyku günlüğü 3.gün

2 Ağustos 2013 Cuma

Meleklerin Getirdiği Aren ve Annesi

"Meleklere inanır mısınız?" bu soruyla Arzu Akoz Baharı fark ettim katıldığım anne grubunda. Evet inanıyordum. Bebeğimi onlardan istemiştim ve bana vermişlerdi. Arzu'nun bebeğini de melekler getirdi. Bir sürü acının üzerine Işık gibi doğmuş oğlu Aren...



Bebeğin Adı :   Aren Bulut
Doğum Tarihi : 05.03.2013
Doğum Haftası : 38
Boyu ve Kilosu : 50 cm 3760 gr
Doğum sekli :  Epidural Sezaryen
Hastahane:  İzmir Egepol Hastanesi


Kimine göre mucize kimine göre acıklı benim hikayem. İnsanın hayatta başına ne geleceği belli olmaz derler ya yaşadım gördüm. Bu benim başıma gelmez dememeli kimse. 07.07.2007 tarihinde evlendim eşimin Bodrum'da iş bulması ile 2008 Nisan ayında tası tarağı toplayıp gittik bilmediğimiz memlekete. Eşyalar taşınırken anladım bende bir değişiklik var ama hamile olacağım aklıma gelmedi, yeni ev yeni şehir telaşı ile geçti günler ve 20 gün geciken adetin sonunda test yaptım, ikinci çizgi çok az belirgindi araya sora buldum hastaneyi ama acemiyim ya doktorda uğraşmak istemedi sanırım def etti beni. O doktor bu doktor derken yolda özel bir poliklinik buldum içeriye girip 'ben sadece hamile olup olmadığımı öğrenmek istiyorum lütfen yardım edin' yaşanan küçük şaşkınlıkla beni muayene ettiler ve evet tebrik ederiz hamilesin :) Planlı olmadığı için sevinç ve şaşkınlıkla dolu günler geldi ne yapacağımı bilmiyordum doktora gidecek miyim ne zaman gitmeliyim derken 1 hafta sonra aynı polikliniğin kapısını çaldım. Doktorum kan tahlillerinde anormallik gördü ve 3 gün bekle tekrar gel dedi. O dönemde anladım ki ben şeker hastasıymışım apar topar İzmir’e gittim iki farklı hastanede yattım sonuç bebeğin özürlü olacak dediler ben ne kadar itiraz edip ağlasam da aldılar bebeğimi 11 haftalıkken. Bu bir aylık süreçte eşimden uzakta ve çok korkuyordum. Hani filmlerde olur ya kapı kapanır herkes dışarıda kalır ve sen büyük bir korku içinde bilmediğin bir yerde kalırsın. Eşimi almadılar yanıma ne olur 5 dakika göreyim dedim kapattılar kapıyı üstümüze. Çok ağladım günlerce aylarca hep ağladım bebek görmek bile benim için acı vericiydi. Tekrar hamile kalmayı düşünmeden 3 yıl sonra 2011 yılında bir sürpriz daha ve ben hamileyim, bir defa oldu diye tekrar sorun olacak değil ya hamileliğim çok iyi gitti kızım olacaktı. Geldik birlikte 38. Haftaya hareketleri azaldı bir anormallik var dedim doktora. Yeri daraldı normaldir dedi, cahillik bilen ne derse inanıyorsun işte ben de inandım. İzmir’e gittim yine, doğum günümden 4 gün önce işaretim geldi annem ve ben varız sadece babam ve eşim bodrumdalar, bir arkadaşım götürdü hastaneye doktorun yanına girdik hemen uzandım sedyeye sancım falan yok her şey normal. Kadının yüzü değişti başka doktor çağırdı o da baktı haklısın dedi ve bana dönüp hayatımın büyük acısının haberini verdiler bebeğim ölmüştü. Hiç tepki veremedim tek söyleyebildiğim biz onu gömecek miyiz oldu annem ağlıyor ben sadece bakıyorum. Hastaneden dışarıya çıkmak istedim çıkarmadılar. Hemen tekerlekli sandalye geldi oturdum gidiyoruz servise hasta bakıcı bayan doğum geldi demek gözün aydın dedi yüzüne baktım sadece o öldü dedim ve kadın yutkundu. Ona bu şekilde cevap verdiğim için çok kızdım kendime üzmüştüm onu da. Servise çıktık yanıma doktor geldi suni sancı vereceğim sana sezaryen yapmak istemiyorum dedi böylece yine hamile kalabilirsin. Akşam üstü saat 16:00 da sancı verildi gece yarısı 24:00 da doğumhaneye gittim. Tek isteğim onun içimden çıkmasıydı uyumak istiyordum ama canım çok acıyordu. 3 saat uğraşın sonunda bebeğin başı çıktı ama omzu takılmıştı ve doktor panikledi başı kopuyor dedi o an çığlık çığlığa ağlamaya başladım bana sus diye bağırdı sürekli öleceksin sus dedi karnıma bastırıyorlar ağzımdan sular çıkıyor nefesim kesiliyor. Ne olur annemi göreyim öleceksem dedim sadece, şükürler olsun ki bitti bebeği aldılar. Kızımın yüzünü ne ben görebildim ne de başkası verdiler toprağa bir hafta sonra gidebildim mezarına   :( İşten ayrıldım artık evde kendime oyalayacak şeyler yaratıyordum. Doğumdan 3 ay sonra ölümü kabullenemediğim için tekrar hamile kalmıştım ama onu da 3 aylıkken kaybettim. 2012 temmuz ayında bir arkadaşım meleklerle ilgili bir kitap önerdi, onlar hayatıma girdiğinde değişti bazı şeyler dedi ben de merakla koştum kitapçıya kitabı buldum ve aldım içinden bir melek kartı çıktı.  İçindeki çocuk 'içindeki çocuğu sev onun sevgi ve şefkate ihtiyacı var' işte bu yazıyordu kartta okur okumaz aklım durdu adetim gecikmişti 4 gün olmuştu ve ben fark etmemiştim. Artık anne olmak istemiyordum. Gidip hemen test aldım ve pozitif çıktı, yine ağladım uzun uzun çok ağladım. Aynı şeyleri yaşayamazdım bir daha, gücüm yoktu buna. Apar topar İzmir’e gittim zorlu bir hamilelik başladı korkularla dolu. Doktoruma çok güvendim ama o da beni her gördüğünde korku ile baktı. Günde en az 5 defa iğne oldum hap kullandım, kanımda pıhtılaşma ve tiroid çıktı. Kimsenin bu kadar ilaca ve geçmiş 3 kaybımdan dolayı umudu yoktu. Sabırsızlık ve korku ile geçti dokuz ay hele son haftalar geçmek bilmedi. 38. Haftayı doldurur doldurmaz sezaryen ile küçük erkeğimi aldım kucağıma. Benim küçük mucizem ismi de ışıktan gelen demek bana meleklerin hediyesi belki de ışıkla geldi ve dünyamı aydınlattı.
Arzu Akoz Bahar


Siz de doğum hikayenizi paylaşmak isterseniz mineolcum@gmail.com 






Artık Sadece Dersimiz UYKU :)

Takip edenler bilir Cancan  ile en büyük sıkıntımız uykuya geçişti. Gazlı bebeğimi küçücükken sallayarak uyutmayı başarmış anneanneyi öperek allah razı olsun  sonunda uyudu diye kutlayarak kucaklayan ben aylar sonra anne kız bu çocuk şimdi nasıl uyuyacak sallanmadan diye söylenmeye başlamıştım. Kendisi uyku eğitimi veren, bu konuda çok araştırmış ve ya  danışmanlık alan bir çok farklı kişi ile konuştum. Bunlardan bir kaçı söyledikleri ile düşünmeme ve bu kararımı perçinlememe destek oldu. 

İlki Elfana; bana acil sallamayı bırak ileride bir su bidonunu kucağında salladığını düşün nasıl olacak demişti :) Haklıydı hatta ötesi vardı. Su bidonu sallamaya itiraz etmeden öylece kucakta yatardı ama Can öyle değil. Ağlıyor, bağırıyor kendini itiyor. Sallamadan gözünü kırpmayan çocuk sallanmayı da istemiyordu. 

Pınar Sibirsky'nin sitesinin müdavimiydim zaten yine bir gece neler yazmış diye bakmaya eğitim öncesi bilgi tazelemeye girdiğimde Prima Uzman Kurulu'nun Pınar Sibirisky ile yaptığı görüşmenin videosunu gördüm ve izledim. İşte sorumun cevabı oradaydı. Belkide çocuğunuz sallanmak istemediği için ağlıyor. Olabilir miydi? Video için tık tık...

Sonra Ayşe ile konuştum. O uyku danışmanından destek almıştı. Bana uyu eğitiminde 4. aydan sonra emziği de bırakmak geretiğini. Korkmamamı söyledi. Beni cesaretlendirdi. ve bazı detaylar yazdı. Bu detayları zaten neler yaptığımı anlatırken göreceksiniz.

En son dun doktor kontrolümüzde uyku konusunda çok sıkıntıda olduğumu Can'ı artık sallayarak da uyutamadığımı, o ağladıkça benimde ağladığımı söyledim Sibel Hanım'a. Acaba bir pedagogtan yada uyku danışmanından destek almalı mıydım? Yada sorun bende olabilir psikoloğa mı gitmeli? Sibel Hanım şöyle dedi " eğer ağlayacaksanız kendi halinize ağlayın bana hiç vakit kalmaıyor bu çocuk uyumayınca" diye çocuk ağlıyor diye ağlamaya gerek yok. Uyku temel bir ihtiyaç uykusu gelen çocuk er yada geç uyuyacaktır. Ama çok ağlıyor huysuzlanıyor uyumayınca itirazıma. Sibel Hanım'da i,tiraz etti. Bırakın ağlasın bierşey olmaz. 0 - 2 yaş dönemi unutulan döemdir. Kimse o günlerşniş hatırlamaz.

İşte o gazla geldim eve ve sallama devrini kapattım. bizim evde 6.ayın başı bir milat. 

Ve işte Canın uyku günlüğü

1. gün
ilk uyku
Uyku rutinimizden sonra Can'ı yatağına sırt üstü yatırıp emziğini verdim. Sonrada eline uyku arkadaşını. ilk 3 -4 dakika uyku arkadaşı ile oynadı. sonra mızıldanmalar ve hafif ağlama başladı.5. dakikanın sonunda odaya girip onunla konutum. Burada olduğumu, onun uyuması gerektiğini söyleyip bu sefer yüzükoyun yatağa yatırdım. Bu sefer daha güçlü şekilde ağlamaya ve bağırmaya başladı. Belki bazılarınız vicdansız diyecem ama sesini daha az duymak için aşağıya indim ve Cücüyü aradım. onunda desteğiyle bekledim. 6 dakika sonunda uyumuştu. Başardım. toplam 11 dakika sonunda uyumuştu. Ve bu uykusu tam 50 dakika sürdü. Normalde 20 dakika sallayarak uyuttuğum Can yarım saat sonra kalkardı.

ikinci uyku
yine aynı uyku rutiniyle Can'ı yatağına koydum. önce sırt üstü ve uyku arkadaşını verdim. Bu arada bir önceki uykuda ağlarken emziği düşürmüş ve öyle uyumuş. hoop emzik yok oldu bir daha vermedim.Önce sessizlik sonra mızıltı ve hafif ağlama, 6. dakikada girdim odasına. Yüzükoyun çevirdim öptüm biraz konuştum çıktım. ağlamalar dinmedi tabi. 6 dakika sonra bir daha girdim.Sırtını oksadım, öptüm konuştum, çıktım. ağlaması bir süre sonra kesildi. Tam 18 dakikada uyudu. 44 dakika sonra uyandı, daha doğrusu ağlamaya başladı. kucakladım günaydın dedim ama baktım uyanmak istemiyor ağlamada bitmiyor biraz emzirdim benim yatakta yatarak hoop uyudu. uykusunu yaklaşık 2 saate tamamladı. Bu Can için gerçek bir rekor.

Gece uykusu
Aşı olduğumuz ve aşıdan sonra 2 gün duş yasak olduğu için önceden alışkın olduğu uyku rutinimiz bozulduğu halde Can 22 dakika içinde uyudu. O uyuyana kadar 3 defa otasına girdim. Birinde onu yüzükoyun çevirdim. dğerlerinde konuşup öptüm. Uykuya daldıktran sonra ise şeklini yüzükoyundan yan yatşa çevirdim çünkü oğluş henüz kendi kendine yüzükoyundan geri dönemiyor ve yan yatarak uyumayı seviyor. Gece 1 gibi kalkıp emdi ve geri yattı. Yalnız bir sorun var ki sabah uyandığımda Can yanımdaydı ne zaman getirdim hatırlamıyorum :) Otomatiğe bağlamışım sanırım.

Gündüz uyku rutinimiz şöyle;
Odaya gitme, gerekli ise alt değişimi, güneşe bye bye diyerek perdeyi kapatma, biraz şarkı ile sakınleşme, iyi uykular öpücüğü ve yatak.

Gece uyku rutinimiz;
Banyo, kremlenme ve masaj, giyinme, emzirme, biraz şarkı, iyi geceler öpücüğü ve yatak.

Biz bir yola çıktık. Darısı benim gibilerin başına

Not: ben uyku eğitimi konusunda en çok bilgiyi www.mykundak.com sitesinden aldım. Tavsiye ederim.


Uyku ile ilgili diğer yazılar

Derdimiz ve dersimiz Uyku 1

Uyku Danışmanı Pınar Sibirsky anlatıyor

1 Ağustos 2013 Perşembe

Huggies'den Gelen Telefon

Dün gece yazdığım bebek bezi karşılaştırma yazısından sonra bugün öğlen Huggies Ürün Müdürü Gizem Hanım telefon açtı. Öncelikle numune gönderimine çok önem verdiklerini benim elime ulaşmadığını söylediğim numunemin aslında 13 Temmuz'da posta kutusuna bırakıldığını söyledi. Ama bir problem var ki bizim sitede posta kutusu yok :( Bekçimizde işten çıkmıştı büyük ihtimalle bahçede kaybolup gitti. Ayrıca ürünle ilgili yazdıklarımın üzerinden tekrar konuştuk. Müşteri geri bildirimleri onlar için çok önemliymiş bunu anladım. Bu arada kendisine Huggies ile ilgili olumsuz yorumlar okuyan ve bu yüzden denemeyi düşünmeyen annelerden bahsettim. Bu ürünün tamamen yeni olduğunu ve denemeden karar verilmesinin onu ve tüm firmayı çok üzdüğünü söyledi. Bu kişilere ulaşmak ve  numune gönderimi yapma istediklerini söylediler. Şimdi benden bir liste bekliyorlar. Eğer Huggies'in yeni bezini denemek ve denedikten sonra yorumlarınızı yazmak isterseniz. Bana 4 Ağustos pazar 18:00'a kadar bana mail atmanızı gerekiyor.
Ad- soyad, adres, bebeğin cinsiyeti ve kullandığı bebek bezi bedenini mineolcum@gmail.com adresine gönderirseniz numune gönderimi için firmaya yollayacağım.
Markaların biz annelere kulak vermesi ne güzel...

Minik Zibidim 6 aylık

Bu sefer bir ilk oldu ve biz hiç telaşsız, koşturmadan evden çıktık. Hatta be hatta randevumuzdan önce doktorun otoparkındaydık. Alışıyor muyuz ne çocuklu hayata:) 6 ay önce minicik bedeninin kucakladığım oğlum bugün 6 aylık minik bir dana oldu. Ve biz her ay olduğu gibi ayın birinde yine Sibel Hanım'a (Dr. Sibel Kılıçaslan) gittik. Acaba Sibel Hanım bizi her gördüğünde katıla katıla gülmek istiyor mudur? Bu ikisi her ay bu kadar saçma bir kaç soru nasıl buluyorlar diye :)  Neyse...

Can'ı soyduk Sibel teyzesinin ellerine teslim ettik. Hemen kalp atışları, ciğerleri, sırtı dinlendi sonra, gözler, kulaklar, boğaz, bıngıldak kontrolü, daha sonra pipi ve popo kontrolü :) Her şey yolunda bıngıldağı kapanmak üzere sadece yarım cm açıklık kalmış Dvit 3'ü kestik bugün itibariyle. Sonra baş çevresi ve boyu ölçüldü. En son tartıldı. Boy kilo artışı konusunda girdiğimiz iddiada berabere kaldık. Cücü kiloyu tutturdu ben boyunu. Oğluş 8440gr, 70 cm olmuş. Kilo olarak %70 , boy olarak %97 persentildeyiz bu ay. Anne babası selvi değil ama oğluş uzun boylu olacak inşallah.  Ve tabi bugün itibariyle ek gıdaya başladık. Neler yiyoruz nasıl yapıyoruz en kısa zamanda anlatmaya başlayacağım. Evet gelelim bu ayın sorularına. 

1) Demir damlasına devam mı? Kan tahlili yaptırmalı mıyız? 
Her bebeğin 1 yaşına kadar demir takviyesine ihtiyacı olurmuş. 1 yaşına kadar demir damlasını bırakmak istemek tartışmaya açık bir konu değil. Oğluşun  kilosuyla doğru orantılı olarak verilecek. Yani bu ay artık 8 damla ve meyve öğününde verilecek. Çünkü demirin emilimi meyve ile artarmış. Merak edenler için bilgi Ferrum Hausman kullanıyoruz.

2)Yürüteç - Hoppala kullanabilir miyiz?
7. aydan sonra günde 1 - 2 sefer 10 - 15 dakikayı geçmeyecek şekilde yürüteç kullanabilirmişiz. Memur mesaisi gibi çocuğu sabah koyup akşam almak olmaz tabi ama anneyi rahat ettirecek ufak tefek işini yaptıracak kadar olurmuş.

3)Horlama
Burun temizliğine daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Boö serum fizyolojik ve aspiratörle temizlenecek. Ağlamasına bakmayın dedi Ufff :(

4) Ara sıra öksürük
Boğazlarında hiç bir sorun yokmuş burunda birikenler akıyor ve ya tükürük kaçırıyor olabilirmiş.

5)Sol gözümüz hala hafif kayıyor. Uzman doktora başvurmalı mıyız?
Ailede önemli bir göz rahatsızlığı yok ise ve çocuk doktoru önermedikçe 6. ayda göz doktoruna gitmeye gerek yok. Hala devam eden hafif göz kayması normal, daha kasları tam olarak idame ettiremiyor.

6) Bebeğin mama kapları, biberonları için bulaşık makinası kullanabilir miyiz? Özel tercih etmemiz gereken bir deterjan var mı? 
Biberon, kaşık, mama tabağı her şey bulaşık makinasına giriyor üstelik özel bir deterjana da gerek yok.

7) Biberon ve mama kaplarına sterilizasyon yapmaya devam mı?
Hayır 6. ay itibariyle sterilizasyon hayatımızdan çıktı.

8)Dişler çıkarken rahatlaması için jel kullanımı.
Tercih size kalmış ama ben kendi oğlumda hiç kullanmadım öyle jeller dedi doktorumuz. Bu çocuğun gelişiminde normal bir süreç bunu kaldırabilir. Evet ağlayabilir, uyumayabilir ama doğal şekilde bu süreci devam ettirmek daha iyi her şeye bir ilaç kullanmayı tavsiye etmiyorum dedi. Tabiki çok zor kalınan durumlarda bir miktar jel ve ya yarım ölçek Calpol verebilirsiniz de dedi.

9) Diş temizliği ne zaman başlayacak. 
Hemen :) her gün dişlerimizi temiz bir tülbent parçası ile sileceksiniz dedi. Diş fırçası kullanımı için erken. Bu arada 3. diş yoldaymış. - Uykusuz her geceeee .... -

10) Tv izlettirmek.
Asla asla asla. Günde 3 5 dakika, özel içerikli bebek kanalı bile olsa Tv önermiyor doktorumuz. Zaten bizim evdeki LCD süs olsun diye almıştık.

11) File emzik
Yeni nesil silikon uçlu file emzik mi yoksa eskilerimi kullanmalıyız diye sordum. Eğer amaç çocuğun dişlerini rahatlatmak ise file şeklinde olan klasikler yok meyve püresi yerine vermek ise silikon uçlu olanlar dedi.

12) Uyku, uyku, uyku.... 

Ayın gülümseten soruları :)

13) Duş başlığından direk gelen su bebeğin başını yada pipisini acıtır mı?
Elbette hayır.

14) Mine :Artık fotoğraf çekerken flaş kullanmaya başlayabilir miyiz?
Doktor: Anlamadım?
M: Hani flaş kullanmıyorduk ya gözlere zarar vermesin diye artık kullanabilir miyiz?
D: O sadece ilk 1 haftaydı tabi ki kullanabilirsiniz. :)

Bu kadar çok soruyla karşılaşıp, dakikalarca çenemizi çeken tatlı doktorumuz çıkarken bize hala aklınıza bir şey takılırsa çekinmeyin arayın diyordu. Hamilelikte de şimdide doktordan yana yüzüm güldü. Teşekkürler Sibel Hanım.

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Yeni Huggies, Prima Premium Care, Prima Aktif Bebek Karşılaştırma

Bir çok anne için en önemli konulardan bir tanesidir bebek bezi. Daha minik kuzu dünyaya gelmeden forumlar okunur, eşe dosta sorulur. Hangisi daha iyi, daha güzel emiyor, pişik yapmıyor, rahat ettiriyor.... bu liste böyle uzayıp gider. Ben Cancan doğduğundan beri Prima Premium Care kullandım. İlk doğduğunda 0 beden almıştık bir paket nasılda minikti ama oğluşumun poposunu çok güzel kavrıyordu, göbek bağının da altında kalıyordu. Tek kelimeyle süperdi. Premium Care'dan hep çok memnun kaldım. Benim doğru düzgün bağlayamadığım bir kaç sefer dışında hiç sıkıntımız olmadı.  Ta ki 4 numara Premium Care ile karşılaşıncaya kadar :( Nereye gitmişti benim bembeyaz içi petek dokulu sıvı kakayı hüüpp diye çeken bezim :( Arkasından çok üzüldüm karalar bağladım resmen ama yapacak bir şey yoktu. Küçük zibidim büyüyordu ve artık 4 numara beze ihtiyacımız vardı. İşte bu aşamada Prima Aktif bebek ve Huggies'in yeni çıkan bezini denedim.

İşte size 3 bezin benim açımdan karşılaştırması;

Dış dokusu
Üç bez içerisinde dış dokusu en yumuşak ve pamuklu olan Premium Care, en naylonlu gibi olan ise Huggies.
İç dokusu
Üçünün de iç dokusu oldukça yumuşak ama en yumuşak olan Huggies.
Kalınlık
Üç bez arasında en ince olan Aktif Bebe en kalın ise Huggies. 
Yan Bantlar
Premium Care ve Aktif Bebe'nin yan bantları daha fazla genişliyor. Hugiesin yan bantları daha az esniyor ama belinde yer alan lastikli alan bebeğin belinde boşluk kalmasını engelliyor.
Islaklık testi
İlk önce her üç beze de 1/2 kahve fincanı kadar su  döktüm. Yaklaşık 1 dakika sonra Huggies de hiç ıslaklık yoktu, Premium Care'de çok az bir ıslalık, Aktif  Bebe'de ise biraz ıslaklık vardı. Sonra üzerine 3/4 kahve fincanı kadar daha su döktüm ve 1 dakika bekledim. Bu aşamada üçünde de hissedilen ıslaklık aşağı yukarı aynıydı sadece Huggies'de çok az daha fazla.
Fiyat
Premium care içinden 46 adet çıkıyor fiyatı 26.90 TL / adedi 0.58 kr
Aktif Bebe içinden 62 adet çıkıyor fiyatı 26.90 TL / adedi 0.43 kr
Huggies içinden 46 adet çıkıyor fiyatı 21.90 TL / adedi 0.47 kr 

Yukarıda verdiğim fiyatlar ürülerin genelde market etiket fiyatları. Biz Premium Care'i hem Bizim Toptandan 22.90 TL'den aldık. Huggies şu anda Kipa ve Diasa'larda kampanyada 19.90 TL. 

Annelere sordum
4 - 6 ay arası bebeği olan 25 anneye sordum. Huggies'i denediler mi? Memnun kaldılar mı? Bu soruyu sorduğum 25 annenin 13'ü Huggies'i denemiş. % 38'i memnun kalmış % 62 ise memnun kalmamış. Memnun kalmayanlar daha çok Huggies'in kalın olmasından şikayetçi. Huggies'i denemeyen 12 anneden sadece 1 tanesi denemeyi düşündüğünü söyledi. Denemeyi düşünmeyenlerin bir kısmı kullandıkları bezden memnun oldukları için yeni bir bez arayışında değiller, bir kısmı ise Huggies  ile ilgili yapılan olumsuz yorumlardan dolayı denemek istemiyorlar.

Sonuç;
4 beden itibariyle Premium care çok gereksiz, İlk 3 beden için ise tek geçerimn. 4 beden Huggies ve Aktif Bebek'in ikisinde de memnun kaldım.  Açıkçası karar verebilmiş değilim hangisini kullanmalı. Huggies'in
bele ve popoya oturması daha güzel olmasına karşın Aktif Bebek daha ince. Aktif Bebek'te bacaklarda lastik izi çok fazla kalıyorken Huggies'de lastik izi kalmıyor.  Huggies'in iç dokusu ve dış tasarımı Aktif Bebek'e göre daha güzel. Tabi bu 6 aylık bir bebeğe sahip olan benim gözlemlerim. Eğer siz 4+ yada 5 beden bebek bezi kullanıyorsanız ve bezinin bebeğin poposunun altında sallanıyorsa Huggies'i bir deneyin derim. Ablam Maks'a denedi çok da memnun kaldı.

Primanın numune gönderme hizmeti olmamasına karşın Huggies talep etmeniz durumunda 2 adet numuneyi adresinize gönderiyor.  Gerçi 15 günü geçmesine rağmen benim numunem gelmedi ama belki sizin ki gelir. Huggies numunesi için tık tık...

Not: Bu yazı 2013 senesinde yazılmıştır. Aralık 2017 tarihinde yazdığım 2. oğlumda değişen bebek bezi tercihim için ilgili yazı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

31 Temmuz 2013

Tarihe not düşülesi bir gün bugün... Gelecek için yapılan planlarda kesinleşen kararlar var. İnşallah bir kaç ay sonra, işte o yazıda bundan bahsediyordum diyeceğim. Şimdilik Cücü ile benim aramda. Hazırlıklar kafamda bile olsa başladı bile... Heyecan duymamak elde değil....


Not: Hamile filan değilim, olmaya da bir süre niyetim yok yanlış anlaşılmasın :)

30 Temmuz 2013 Salı

Ahu Anne ve Mert Bebek

Ahu'da benim gibi bir Şubat Annesi. Endişeler içinde başlayan hamileliğinin sonunda kuzusunu sağlıkla kucağına almış. Hikayesi onun kaleminden... Teşekkürler Ahu Özel bizimle paylaştığın için

Bebeğin Adı :  Mert Özel              
Doğum Tarihi : 05.02.2013
Doğum Haftası : 38+0
Boyu ve Kilosu : 50,5 cm, 3300gr
Doğum sekli :  Spinal sezaryen
Hastahane:  Antalya Medusu Hastanesi

Evlendiğim ilk gün itibaren hep bebek istemiştim. 1 ay sonra hamile kaldım ve maalesef 6 aylıkken erken doğumla kaybettim. Büyük bir depresyonu ailem, eşim ve doktorum sayesinde atlatıp 3 ay sonra yeniden hamile kaldım. Öğrendiğimde babalar günü yeni geçmişti ve mutsuz kötü bir babalar günü geçirmiştik. Bebek beklentim olduğu için test yapmıştım fakat negatif çıkmıştı. Ben sürekli ağlamaya başlamıştım yeniden çocuğum olmayacak endişesi ile. Beklenen adet bir türlü gelmeyince bir akşam kendi kendime test yaptım. Gözlerime inanamadım hamileydim!!! Hemen ağlayarak eşime gösterdim. Umutlarımız yeniden yeşermişti. Hemen sağlık ocağında kan testi yaptırdım. Kesin hamileydim. Doktorumu aradım hemen gel dedi ve kesenin olduğunu gördük. Zorlu bir süreç beni beklemekteydi. Acaba tekrar kayıp yaşar miyim endişeleri başlamıştı.
6 haftalıktı lekelenmelerim başladı, eyvah dediğimiz anlar oldu.3 ay ilaç, iğne, yatarak ve bunun yanında sürekli istifra ile geçirdim.Bunların hiç birinin önemi yoktu tek istediğim sağlıkla dünyaya gelmesiydi. 29.hafta kontrolde doktorum bebeğin geliyor dedi. Akciğer geliştirici iğneler ve her hafta progestsan iğne olarak 38.haftaya kadar geldik. Doktor normal doğum olabileceğini söylese de ben korktuğum için spinal sezeryan istedim.
38. haftanın başı 5 Şubat :) aynı zamanda nişan yıl dönümümüze geliyordu..Doktorumuz  5 Şubat'ta alalım dedi. Bir gün önce öğlen fön çektirdim. Akşam saatlerinde artık heyecandan düşünemez hale gelmiştik.Yarın bu saatler ebeveyn olacaktık ve çok büyük sorumluluklar bizi bekliyordu.Yatma saati geldiğinde uyumak imkansızdı.Sabah 7 de hastanede olun demişti doktor ve saat sabahın 3 ü idi, vücudum yorgun düşüp uyuyakaldığımda. 6 da kalkıp hazırlanıp evden çıktık. Bu ev son kez bebeksizdi :)
Tüm kontrollerim NTS vs yapıldığında saat 9 buçuğa geliyordu. Ben artık ne zaman beni alacaklar diye sabırsızlanmaya başlamıştım. Saat 9:45 civarı beni almaya geldiler. Artık kalp atışlarımı ben bile duyuyordum. Heyecan, korku hepsi bir aradaydı. Anneler, eşim, ablam, arkadaşlarım herkes başımdaydı. Hepsini dışarıda bırakıp ameliyathaneye girdim. Önce hiç panik yapmadım.Hemşireler, anestezi uzmanı ve bir kaç kişi daha içeride günlük sohbetler ederek beni ameliyata hazırlıyorlardı. İçerinin soğuğu ve stres ile titriyordum. Spinal için oturtup kıpırdamamı söylediler ki önceki doğumumdan dolayı tecrübeliydim, korkmuyordum. Fakat oturduğum yerden titrediğim için beni tutmanız lazım istemsiz titriyorum dememe rağmen tutan olmadı. Spinal hemen yapıldı ve uyuşmaya başladım.Yatırdılar beni. Titremem geçmemişti ve parmaklarımı hissettiğimi oynatabildiğimi söyledim.Doğum öncesi fazla doğum okumanın zararı; hissediyordum filan denilmesi etkilemişti beni. O esnada doktorum geldi ve sohbet etmeye başladık. Hissetmeyeceğimi sadece dokunmaları hissedebileceğimi anlatıyordu. Eşim kamerayla doktorum izin verirse girecekti. Doktoruma eşimi alacak mısınız diye sordum. Eşini çağırın eşi gelmeden başlamayacağız diyordu doktorum. O esnada beni kesmiş bile :)

Ve ben dokunmaları bile hissetmedim. Eşim girdikten sonra 1 dk bile geçmeden oğlumu çıkarttılar. O an belki de sakinleştirici verdiler diye düşünüyorum. Ağlamadım hatta hiç bir şey hissetmedim duygu anlamında. Sadece ay ne kadar saçlı dedim. O an dünyaya gelen sanki benim çocuğum değildi. Nötürdüm. Ameliyat öncesi kararlaştırdığımız üzere oğlumu daha beni dikerlerken aynı odada sünnetini de yaptılar.
Toplam yarım saat sürdü tüm bu işlemler. Odaya çıktığımda ve oğlumu ilk kucağıma verdikleri zaman titremem devam ediyordu, hem öptüm hem ağladım. Anne olduğumu o zaman algılayabildim. Canım çok kıymetlidir ama hiç ağrım olmadı. 2 kere ağrı kesici yaptılar. Ertesi gün sabah taburcu oldum. Gene hamile olsam hiç korkmadan gene spinal olurdum :)
Ahu Özel

Babamızın Mert doğduğu zaman yazmış olduğu kısa bir yazı..
Koşmasana eşek sıpası düşecen..Akabinde düşeceksin..Dizin kanayacak..Hemen koşacağım..Önce bir "demedim mi ben sana"bakışı atacağım... Hafif bir sıyrık... Benim de canım acıyacak ama bileceğim ki böyle düşe düşe öğreneceksin hayatı... Hadi neyse geçti bir şey yok deyip kaldıracağım kollarından seni.. Tekrar gücü bulan bünyen sağa sola hızla koşmaya devam edecek... Sonuç mu?Baba öğütleri dinlenmez her zaman... Ama babaların iyi olsun diye bir gözü hep oğullarındadir..Hoş geldin benim MERT oğlum
Mustafa Özel


25 Temmuz 2013 Perşembe

Derdimiz ve Dersimiz UYKU - 3 -

Aslında bu yazının özünde dersimizin değil sadece derdimiz uyku. Özgüvenle ve hırsla, başarma isteğiyle çıktığımız uyku eğitimi yoluna Cancan'ın ilk dişini ve hemen arkasından ikinci dişini çıkartmasıyla ara verdik. Aslında buna tam olarak ara vermek denemez, başlayamadık. Arkasından 10 günlük İzmir - Foça günlerimiz, bu haftada tekrardan eve alışma sürecimiz derken günler geçti bitti ve biz hala sallanarak uyuyoruz. Ve üstelik benim o eski özgüvenim kalmadı. Nasıl yapacağım? Nasıl dayanacağım ağlamasına diye düşünmeye başladım. Üstelik acaba doğru bir şey mi yapıyorum? Her bebek kendi kendine uyuyacak diye bir şey yoktur belki? Kendi kendine uyuyacak diye bebişin psikolojisinde etki bırakmayalım birde. Gerçi kendi doktorum eğer memede uyuyorsa geceleri sıkıntı yok öyle uyusun dedi ama Cancan artık memede de uyumuyor genellikle. Fikrini aldığımız başka bir çocuk doktoru ise ağlatarak uyku eğitimi vermenin hiç bir zararı olmadığını, zaten uyandığında bunu hatırlamadığını, gün içerisinde iletişimimiz iyiyse sorun olmayacağı söyledi. Benim içim yinede rahat değil. Üstelik yatakta yalnız bırakmasam da  kucağımda sallasamda uykuya geçerken iyi ihtimalle mızıldanıyor Cancan. Öyle her seferinde de kucakta sallanmaya kanmıyoruz. Mesela dün gece yeni yöntem geliştirdik. Ben sırt üstü yatağa yatıyorum ayaklar yerde ama sonra Cancan'ısırt üstü göğsüme yatırıyorum ve öyle sallıyorum. Akşam öyle uyudu sabah uykusuna ise kucakta sallanarak geçti. Her seferinde farklı şeyler istiyor. Bir kere de kendi kendine uyuyakalsa ne olur dimi ama???  Uykusuzluktan mahvoluyor, ağlamaktan, mızıldanmaktan paralanıyor ama kendi kendine gözünü kapatmıyor zibidi. Yeni yeni ağlayarak uyanmalar başladı gündüz uykularından. Ve garip bir şey daha Cancan gündüzleri uzun uyuyunca daha az gülen bir bebek oluyor. 

Tüm bunları düşünerek fikir almak üzere bir pedagog'a gitmeyi düşünüyorum. İnşallah önümüzdeki hafta bu ziyaretimizi yapacağız ve pedagogun uyku eğitimi ile ilgili fikirlerini paylaşacağım.

Tüm bebekli annelere bol sütlü ve deliksiz uykulu günler dilerim.



Derdimiz ve dersimiz Uyku 1
Derdimiz ve Dersimiz Uyku 2