spinal sezaryen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spinal sezaryen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2013 Salı

Ahu Anne ve Mert Bebek

Ahu'da benim gibi bir Şubat Annesi. Endişeler içinde başlayan hamileliğinin sonunda kuzusunu sağlıkla kucağına almış. Hikayesi onun kaleminden... Teşekkürler Ahu Özel bizimle paylaştığın için

Bebeğin Adı :  Mert Özel              
Doğum Tarihi : 05.02.2013
Doğum Haftası : 38+0
Boyu ve Kilosu : 50,5 cm, 3300gr
Doğum sekli :  Spinal sezaryen
Hastahane:  Antalya Medusu Hastanesi

Evlendiğim ilk gün itibaren hep bebek istemiştim. 1 ay sonra hamile kaldım ve maalesef 6 aylıkken erken doğumla kaybettim. Büyük bir depresyonu ailem, eşim ve doktorum sayesinde atlatıp 3 ay sonra yeniden hamile kaldım. Öğrendiğimde babalar günü yeni geçmişti ve mutsuz kötü bir babalar günü geçirmiştik. Bebek beklentim olduğu için test yapmıştım fakat negatif çıkmıştı. Ben sürekli ağlamaya başlamıştım yeniden çocuğum olmayacak endişesi ile. Beklenen adet bir türlü gelmeyince bir akşam kendi kendime test yaptım. Gözlerime inanamadım hamileydim!!! Hemen ağlayarak eşime gösterdim. Umutlarımız yeniden yeşermişti. Hemen sağlık ocağında kan testi yaptırdım. Kesin hamileydim. Doktorumu aradım hemen gel dedi ve kesenin olduğunu gördük. Zorlu bir süreç beni beklemekteydi. Acaba tekrar kayıp yaşar miyim endişeleri başlamıştı.
6 haftalıktı lekelenmelerim başladı, eyvah dediğimiz anlar oldu.3 ay ilaç, iğne, yatarak ve bunun yanında sürekli istifra ile geçirdim.Bunların hiç birinin önemi yoktu tek istediğim sağlıkla dünyaya gelmesiydi. 29.hafta kontrolde doktorum bebeğin geliyor dedi. Akciğer geliştirici iğneler ve her hafta progestsan iğne olarak 38.haftaya kadar geldik. Doktor normal doğum olabileceğini söylese de ben korktuğum için spinal sezeryan istedim.
38. haftanın başı 5 Şubat :) aynı zamanda nişan yıl dönümümüze geliyordu..Doktorumuz  5 Şubat'ta alalım dedi. Bir gün önce öğlen fön çektirdim. Akşam saatlerinde artık heyecandan düşünemez hale gelmiştik.Yarın bu saatler ebeveyn olacaktık ve çok büyük sorumluluklar bizi bekliyordu.Yatma saati geldiğinde uyumak imkansızdı.Sabah 7 de hastanede olun demişti doktor ve saat sabahın 3 ü idi, vücudum yorgun düşüp uyuyakaldığımda. 6 da kalkıp hazırlanıp evden çıktık. Bu ev son kez bebeksizdi :)
Tüm kontrollerim NTS vs yapıldığında saat 9 buçuğa geliyordu. Ben artık ne zaman beni alacaklar diye sabırsızlanmaya başlamıştım. Saat 9:45 civarı beni almaya geldiler. Artık kalp atışlarımı ben bile duyuyordum. Heyecan, korku hepsi bir aradaydı. Anneler, eşim, ablam, arkadaşlarım herkes başımdaydı. Hepsini dışarıda bırakıp ameliyathaneye girdim. Önce hiç panik yapmadım.Hemşireler, anestezi uzmanı ve bir kaç kişi daha içeride günlük sohbetler ederek beni ameliyata hazırlıyorlardı. İçerinin soğuğu ve stres ile titriyordum. Spinal için oturtup kıpırdamamı söylediler ki önceki doğumumdan dolayı tecrübeliydim, korkmuyordum. Fakat oturduğum yerden titrediğim için beni tutmanız lazım istemsiz titriyorum dememe rağmen tutan olmadı. Spinal hemen yapıldı ve uyuşmaya başladım.Yatırdılar beni. Titremem geçmemişti ve parmaklarımı hissettiğimi oynatabildiğimi söyledim.Doğum öncesi fazla doğum okumanın zararı; hissediyordum filan denilmesi etkilemişti beni. O esnada doktorum geldi ve sohbet etmeye başladık. Hissetmeyeceğimi sadece dokunmaları hissedebileceğimi anlatıyordu. Eşim kamerayla doktorum izin verirse girecekti. Doktoruma eşimi alacak mısınız diye sordum. Eşini çağırın eşi gelmeden başlamayacağız diyordu doktorum. O esnada beni kesmiş bile :)

Ve ben dokunmaları bile hissetmedim. Eşim girdikten sonra 1 dk bile geçmeden oğlumu çıkarttılar. O an belki de sakinleştirici verdiler diye düşünüyorum. Ağlamadım hatta hiç bir şey hissetmedim duygu anlamında. Sadece ay ne kadar saçlı dedim. O an dünyaya gelen sanki benim çocuğum değildi. Nötürdüm. Ameliyat öncesi kararlaştırdığımız üzere oğlumu daha beni dikerlerken aynı odada sünnetini de yaptılar.
Toplam yarım saat sürdü tüm bu işlemler. Odaya çıktığımda ve oğlumu ilk kucağıma verdikleri zaman titremem devam ediyordu, hem öptüm hem ağladım. Anne olduğumu o zaman algılayabildim. Canım çok kıymetlidir ama hiç ağrım olmadı. 2 kere ağrı kesici yaptılar. Ertesi gün sabah taburcu oldum. Gene hamile olsam hiç korkmadan gene spinal olurdum :)
Ahu Özel

Babamızın Mert doğduğu zaman yazmış olduğu kısa bir yazı..
Koşmasana eşek sıpası düşecen..Akabinde düşeceksin..Dizin kanayacak..Hemen koşacağım..Önce bir "demedim mi ben sana"bakışı atacağım... Hafif bir sıyrık... Benim de canım acıyacak ama bileceğim ki böyle düşe düşe öğreneceksin hayatı... Hadi neyse geçti bir şey yok deyip kaldıracağım kollarından seni.. Tekrar gücü bulan bünyen sağa sola hızla koşmaya devam edecek... Sonuç mu?Baba öğütleri dinlenmez her zaman... Ama babaların iyi olsun diye bir gözü hep oğullarındadir..Hoş geldin benim MERT oğlum
Mustafa Özel


9 Mart 2013 Cumartesi

CanCan ve Anne Mine -Bizim Hikayemiz-

Bebişin adı: Can
Doğum Tarihi: 01.02.2013
Doğum Haftası: 39 +0
Boyu & Kilosu: 51 cm / 3310 gr 
Doğum Şekli: Epidural +  spinal sezaryen
Hastane: Bodrum Acıbadem Hastanesi

Haziran ayının başıydı hamile olduğumu öğrendiğimde önceleri haftalar çok uzun geliyor, hiç geçmiyordu. Hamile olduğuma inanmam biraz uzun sürdü. Hiç bir hamilelik belirtim yoktu; ne uyukluyordum ne de midem bulanıyordu. Her zamanki gibi devam ediyordu hayat. Önce 11. haftada galiba kız dedi doktorumuz ama net bir şey söylemek için erken. Zaten ben ilk günden beri kız diyordum. 16. haftada aaa erkek geliyor deyince doktorumuz çok şaşırdım. 20. haftaya kadar her şey çok yavaştı sanki günler geçmiyordu. 20. haftada oğluşumun hareketlerini hissetmeye başlamamla günler hızla akmaya başladı. Her gün hem oğluşum büyüdü hem de ben :) Ne zaman günler geçti vakit geldi anlamadım, ama geldi. 


31 Ocak gecesi biraz uyudum biraz heyecan yaptım derken sabah oldu. Bodrum işi doğumumuz için 10:30'da hastanede olacak 13:00'da doğum yapacaktım. Her şey hazır kapının arkasındaki yerini almıştı bir gece önceden :) Eee madem planlı programlı gidiyordum doğuma ablamın dediği gibi prenses işi yapmalıydım. Sabahtan hemen kuaföre gittim, fön çektirdim. Hafif bir makyaj yaptım. İlk izlenim önemli değil mi ama oğluşum güzel görsün beni :) 

10:30 gibi hastanedeydik girişimiz yapıldı odamıza alındık. Ve başladık bize sorulanları yanıtlamaya kat hemşiresi, çocuk doktoru, anestezi uzmanı, bebek hemşiresi.... Hepsi ayrı ayrı gelip sorular sordular, sorularımızı yanıtladılar.Onların arkasından Almila Hoca geldi 12:00'de. Bir de ne görsün dediği hiç bir şey yapılmamış, beni ameliyata hazırlamamışlar. Hafif bir fırça hemşirelere herkes hazırola geçti. Hemen nts bağlandı, istediği ilaç yapıldı ve üzerim değiştirildi. Beni tahtımla (yatağım) ameliyathaneye aldılar. Tabiki benimle beraber Cücü'de geldi. Ameliyat hane kapısında ayrıldık. Onu başkabir odaya aldılar üzerini değiştirdi bense direk ameliyathaneye. 

İçeri girer girmez herkes kendini tanıştırmaya başladı. Ameliyathane buz gibi ama ekip çok sıcak kanlıydı.  Özellikle anestezi uzmanım Haluk Bey ve onun asistanı Ebru Hanım hem çok tatlı hem de çok ilgililerdi. Ama önemli bir sorun vardı; ben epidural katateri taktırmaktan korkuyordum :) Neyse ki Haluk Bey herşeyi anlata anlata yaptı ve hiç canımı yakmadı. tek hissettiğim ilk başta omur arasını belirlemek için yapılan muayenede doktorun parmak ve tırnaklarıydı sonrası çok kolay oldu :) sonra bacaklar karıncalandı, sanki şiştiler şiştiler ve birer kütük oldular.

O sırada Almila Hanım geldi. Hazırlıklar iyice hızlandı ama Cücü yoktu. Nerde nerde diye sorarken kapıdan girdi. Giymiş yeşil ameliyat önlüklerini kocam tam bir doktor olmuş pek yakışmış. 

Saat 14:14'te Can'ımız oğlumuz doğdu. Biraz zor cıktı sıpa, zorladı doktoru... Birde üzerine ağlamayınca aldı beni bir telaş :) ama bir dakika içinde o cılız sesi duyuldu ameliyathanede ve iki derin oh... Cücü ile ben birbirimize baktık günlerdir, aylardır beklediğimiz oğluşumuz artık gelmişti. Hemen yanımıza getidiler sarı bir havlunun içinde. Çok küçük,çok tatlı ve dünyada dokunduğum en yumuşak şeydi oğluşum hiç çekmeselerdi keşke yanağımdan ama alıp gittiler bakımı için. Babası da onunla gitti.



3310gr 51 cmlik minik bir oğlan gelmişti dünyaya. CanCan'ımız bizim oğluşumuz... Odaya çıkar çıkmaz hemen getirdiler oğluşumuzu.  Hemşirelerin de yardımıyla ilk kez emzirdim. Sezaryen olmasına rağmen ne Can'ın emmeye başlamasında ne benim sütümde bir sıkıntı olmadı. İlk gece korkuttu oğluşumuz bizi biraz aspire etti dedi hemşireler yani tıkandı. Kan değerlerinde yükselmeler oldu. Minicik kuzumun eline damar yolu açtılar serum bağladılar, antibiotik başladılar. Hastaneden çıktıktan sonra 5 gün sabah akşam iğneye götürdük bir lokmacığımı :( İlk haftada  3055 gr'a kadar düştü kilosu. Yüzde 10 a kadar kilo kaybı normal dediler de biraz içimiz rahatladı. 15. günde gittiğimiz doktor kontrolüne kadar sürekli endişe ettim kilo alıyormu? Büyüyor mu diye? Ama alıyormuş kuzucuk sütler yarıyormuş oğluşa... Şimdi 4 kiloyu geçti, sadece fizyolojik sarılığı devam ediyor, uzayan sarılık dedi doktorumuz 2 aya kadar sürebilirmiş.Herşey yolunda her gün yeni bir program yapıyor bize. Her gün yeni bir ses çıkarıyor, bir gülücük atıyor renk katıyor hayatımıza gün be gün büyüyor.


23 Ocak 2013 Çarşamba

Tuna Bebek ile Banu'nun Hikayesi

Kontrole gidip bebişini kucağına alan Banu'nun hikayesi sizlerle...

Bebişin adı:
Tuna
Doğum Tarihi: 17.07.2012
Doğum Haftası: 39
Boyu & Kilosu: 49 cm / 3100 gr
Doğum Şekli: Spinal sezaryen
Hastane: Bodrum Devlet Hastanesi

Eşimin bana evlenmekten bahsettiği gün, yani 3 sene önce "eğer çocuk istiyorsan benimle evlenme çünkü ben asla çocuk doğuramam" demiştim. Doğumdan o kadar çok korkuyordum ki korku, anneliğe dair diğer tüm duyguların önüne geçiyordu. Kan aldırmaktan, aşı vurulmaktan, ilaç kullanmaktan bile böylesine ürkerken Türk filmlerindeki çığlık çığlığa geçen doğum sahneleri gözümde canlanıyordu çocuk deyince... Eşimin "olsun ben senle olayım gerisi önemli değil" derken, "ben nasılsa seni ikna ederim" demek istediğini anlamamıştım :) Evlendikten 1,5 sene sonra içimde inanılmaz bir çocuk isteği belirdi. Hayattaki hırslarımızı ve hedeflerimizi bir düşündüm de... Kanımdan, canımdan oluşan bir bebekten daha fazla hangi şey bu denli bana ait olabilirdi. Hayatta bunu en iyi ben yaparım dediğimiz şeyleri bir düşünelim. Bir kadın bir bebek dünyaya getiriyorsa bundan daha iyi ne yapabilir?
Heyecanlı bekleyişimiz başladıktan sonra bir sabah mide bulantısı ile uyandım. Filmlerdeki gibi başım dönmedi ama evet: hamileydim.  İlk üç ay bir şey yiyemedim tam 5 kilo verdim. Evlendikten sonra aldığım kiloları yani. Artık eski kot pantolonlarımın içine girebiliyordum. Cildim daha parlak, saçlarım daha gür olmuştu. Daha fasulye kadarken beni güzelleştiren bebeğim hayatıma kim bilir ne güzellikler katacaktı.6 ay boyunca 24 saat mide bulantısı hissi vardı. 6.aydan sonra ayva göbek çıkmaya başladı. Göbeğim dışında hiçbir yerimde bir farklılık yoktu. Voleybol topu, futbol topu, basketbol topu derken son bir ay neredeyse içime pilates topu kaçmış gibi hissediyordum. Fakat hareketlerimde hiçbir kısıtlama olmadı. Siz sakın yapmayın ama son günlere kadar yukarıdaki raflara uzandım, eğilip yerdeki çöpü kaldırdım. Bu "ben sağlıklı hamileyim" şımarıklığıydı sanırım. 6. ayın sonunda bir gün midemin bulanmadığını fark ettim. Normal nasıl olunuyormuş unutmuşum. Hamilelik öncesi günde 10 bardak içtiğim ve altı ay boyunca ağzıma sürmediğim çayı, o gün tekrar içebildiğim için gerçekten çok mutluydum. Hamileliğim boyunca kontrollerine gittiğim özel hastanenin dünya tatlısı doktoru 8. aya kadar her şeyin yolunda gittiğini söylüyordu. Normal doğum için beni yüreklendirmiş, bebeğim ve benim için daha iyi olduğunu söylemişti. İçimden neler geçtiğini hala tam olarak kendime bile itiraf edemesemde çevremdeki herkese cesur bir şekilde "ben normal doğum yapacağım" diyordum. 36.haftamda doktorum bebeğimin dönmediğini ve dönmeyeceğini söyledi. Sezaryen ile doğurmaya mecbur olduğumu söyledi. Daha 4 hafta vardı nasıl bu kadar net ve karamsar konuşabiliyor dedim. O güne kadar 8 kilo almıştım. "rejim mi yapıyorsun sen, bebeğin çok zayıf" dedi. 2.800 gramın altında doğan bebeklerin emerken şekeri düşebiliyormuş. Tehlikeliymiş. Hep güzel şeyler duymaya alıştığım doktorumun bu sözleri beni çok kızdırmıştı. O günlerde hastanenin muhasebesiyle de bazı görüşmeler yaptım. Size "müşteri" gözüyle baktıklarını ve kâr amacı güttüklerini açık bir şekilde hissettiriyorlardı. 38.haftamda artık çok az zamanım kalmıştı ne yapacağımı kestiremiyordum. Nerede doğuracağım, nasıl doğuracağım, bebeğim sağlıklı olacak mı, canım çok acıyacak mı? Kafamda onlarca soru işareti varken. Haydi bir devlet hastanesine gideyim dedim. “Yeni bir doktor gelmiş, çok iyiymiş" duyumlarım üzerine kalkıp gittim. Fakat o yeni doktor yoktu. Yıllık izindeydi. Beni mecburen eski, huysuz doktor muayene etti. İlgisi ve yorumlarındaki netliği şaşırılacak kadar iyiydi. O da bebeğimin son ana kadar dönme ihtimali olduğunu fakat biraz zor göründüğünü, yüksek ihtimalle Sezaryen olacağını söyleyip kontrol için haftaya gelmemi söyledi. 1 hafta daha çabucak geçti.39. haftamdaydım. Hala nerede doğum yapacağımı netleştirememiştim. Abimle birlikte devlet hastanesine gittik. Bakılan ultrason ve NST sonuçlarım her göreni tedirgin ediyordu. O "yeni gelen, iyi doktor" yıllık izinden dönmüş ve onun doğurtma haftasıymış :) Beni hemen o doktora yönlendirdiler. "Kızım senin sancın var" dedi bana. "Hayır, yok" dedim. "Sen hissetmiyorsundur" dedi. Evet, ben hissetmiyordum. Ben ameliyat masasına yatarken bile hiç sancı hissetmedim.  Bir bebeğim var ama ben doğum sancısının ne demek olduğunu bilmiyorum :) doktor "kiminle geldin" dedi. "Abimle" dedim. "Çağır kocanı gelsin, alacağız bebeği" dedi. "Ne? Nasıl?,Ne zaman?" sorularını ard arda sıralıyordum. Doktor da "basbayağı işte. Hadi çık doğumhaneye işlemlerini yaptır" dedi. Ben tıpış tıpış çıktım. Saat sabah 9.30 civarıydı. Biraz su içmiştim. Sezaryen doğumları spinal anestezi ile yapıyorlarmış. Yalnızca kesilen bölge uyuşturuluyor. Son teknoloji ve en sağlıklısıymış. Anestezi uzmanı ile yaptığım sıkı pazarlık sonrası genel anestezi yaptılar bana. Onlara "Heyecandan bayılırım sonra ayıltmakla uğraşırsınız" dedim. Su içmem sebebiyle hemen genel anestezi yapamayacakları için saat 15:00'e kadar bekleme odasında doğuma hazır bir şekilde yattım. Bodrum’un 17 Temmuz'unda o serin odada 5,5 saat yatmak öyle güzeldi ki... Hamileliğim boyunca, çalıştığım için bu kadar uzun bir süre dinlenmemiştim hiç. Olumsuz iki şey vardı. Biri ailemin de benden habersiz ve merak içinde dışarda o kadar saat beklemesi, diğeri yan yatağımda normal doğumu bekleyen kadının artıp azalan inlemeleri. Sanki kendim birazdan doğuma girmeyecekmişim gibi kadın için dua edip durdum. Saat 15:15'de beni ameliyathaneye aldılar. Gözlerimi yumdum ve yarım saat sonra odamda 49 santim boyu 3.100gram kilosuyla mavi tulumunu giymiş Tuna'm beni emiyordu. Şöyle bir yukarıya baktım da artık toparlamalıyım :)
Benim gibi korkanlar varsa bunu çok ciddi olarak söylüyorum: "Eğer ben doğurabildiysem, herkes doğurur". Bu ne çok zor ne de çok korkulacak bir şey. Aksine hiçbir şeyin yerini dolduramayacağı yüce bir duygu. Allah isteyen herkese hayırlı bir evlat, her evlat için hayırlı bir ömür nasip etsin.
 Sevgilerimle...
Banu