epidural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
epidural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Adalia Bebek ve Bilge Anne

Ailesinden dostlarından binlerce kilometre uzakta bir başına bekledi Bilge Adalia'sını... Elimden geldiğince yalnız bırakmamaya çalıştım, netten konuştuk uzun uzun ve 13 gün arayla doğum yaptık. İste Bilge ve Adalia Bengisu Hanım'ın hikayesi...




Bebeğin Adi :  Adalia Bengisu 
Doğum Tarihi : 18.01.2013 
Doğum Haftası : 38+3 
Boyu ve Kilosu : 49 cm, 3570 gr 
Doğum sekli : Epidural + spinal sezaryen 
Hastahane:  O.LV Ziekenhuis






Beş yıllık bir evliliğin ardından bebek yapmaya karar verdik eşimle ;) uzun uğraşlar sonunda 12 günlük hamileyken hamile olduğumu erken hamilelik testiyle öğrenip, soluğu doktorda aldım ve kan testiyle evde yaptığım testi de doğrulamış oldum. Bu kadar erken öğenmek avantaj mı, dezavantaj mı tartışılır tabi ama ikimiz de bu mutlu haberle çok mutlu olduk;) İlk üç ay geçene kadar da aile dışında kimseye söylememeye karar verdik. Gün geçtikte kendimi daha iyi hissediyordum attığım her adımda, yediğim her lokmada bebeğimi düşünüyordum; bu da bana mutluluk veriyordu. Nihayet beşinci haftaya gelmiştik ama bu mutluluğum kanamamın başlamasıyla bozuldu ve bizim için de panik günleri başladı. Doktorum panik yapmamamı söyledi fakat ne mümkün. Bu noktada yapılabilecek en büyük hata internetten arama yapıp bir şeyler okumaya başlamak. Siz siz olun doktorunuza kulak verin ve her bulduğunuz  web sayfasını okumayın. Kanamamın ağırlaşmasıyla acil servise gittik ve bir koca haftayı hastahanede geçirdim. Rahimde oluşan iki hematomun kanamaya sebep olduğu ortaya çıktı ve bebeğim yaşam savaşına başladı içimde. Her gün bebeğimin büyümesi ve hematomlarin küçülmesi için dua ediyordum ve 9 hafta sonra kanamam durdu, yatak istirahatim bitti.Bu arada 14.haftaya ulaşmış olduk.
      

Her şey normale dönmeye başlıyordu. Artık yüreğimiz ağzımızda geçirmeyecektik günleri derken sanırım biraz erken sevinmeye başlamıştık 16. haftada rahim ağzının açılmaya başladığı haberiyle yine yatak istirahatine başlamıstım. Hamileliğin verdiği duygusallık ve hassasiyetle her şeye karamsar tarafından bakıyordum ama yine de kendimi motive edecek şeyler bulmaya çalışıyordum. En kötüsü de yanımda yakınımda hiç bir arkadaşımın aile ferdimin olmamasıydı. Eşim ve ben her gün birbirimize destek olduk, sarılıp ağladık, güçlü durmaya çalıştık ve bunu da çok iyi bir şekilde başardık.

Yatak istirahati doğum yapma planlarımı da değiştirdi tabi ki. 3 yıldır gittiğim jinekoloğumun Almanya da olması sebebiyle yeni doktor arayışlarına girdim. Doğum yapacağım hastahaneyi de değiştirmek zorunda kalacaktım. Tek istediğim yeni doktorum da eskisi gibi bilgili ve empati yeteneği olan birisi olmasıydı. Yeni doktorumla tanışmıştım, ilk izlenimim olumlu oldu ve bana verdiği ilaçları (hormonları) kullanmaya başladım. Doktorum bu ilaçlarla erken doğum riskinin azalacağını ama yine de erken doğum olursa başvurulabilecek bütün yolları söyledi bize. Bana düşense stresten uzak, hareketsiz bir hamilelik geçirip, 2 haftada bir kontrollerime gidip zamanın geçmesini beklemek oldu tabi kaçar yolu yok öyle de yaptım. Benim tatlıyla aram iyi değildir hatta şeker içeren karbonhidratlarla da aram pek iyi değildir. Paketli gıdalardan uzak durmaya da çalışırım ama hamileliğimin 26. haftasında hamile diyabeti olduğumu öğrendim ve ilk önce diyet yapmaya başladım. Diyetisyenin bana söylediği ise sen zaten çok sağlıklı besleniyorsun ben sana diyet veremem sadece porsiyonlarını  küçültmeye çalış oldu. Küçülttük tabakları, yazmaya basladım yediklerimi ayrıca yemek öncesi ve sonrası kan şekerimi ölçmeye başladım. Evet ben iğne görse ağlamaya başlayan ben. Neyse az yemek de kar etmeyince doktorum insuline başlamaya karar verdi ve yine ben her yemekten sonra insulin yapıp kan şekerimi ölçmeye devam ettim hamileliğimin sonuna kadar. Tabi bunda hareketsiz kalmamın da çok etkisi var genetik etkenler dışında. Ha bu arada şiddetli baş ağrılarımı ve carpaal tunnel sendromumu unutmamak lazım.

 Bu kadar olumsuzluklara rağmen içinde bir canlının varlığını hissetmek, hatta kısa zaman içerisinde onu görecek olmanın verdiği heyecan çok farklı. Adalia'nin ilk hareketlerini ilk defa 16.haftada hissettim ilk önceleri zayıf titreşimler halindeydi daha sonra hareketler bir rutine dönüştü ve güçlendi. Bizim rutinimiz karnımız acıkınca oluyordu.Yemek saatlerim her gün ayni saatlerde olduğundan yemek saatim yaklaşında bizimkinin tekmeleri de başlıyordu. Bir de bir gün çok hareketli isek ertesi günü biraz daha sakin geçiriyordukDoğum yaklaşınca da hamilelik kursuna katılmaya karar verdik en azından haftada bir gün bir kaç saatliğine dışarı çıkacaktım  bana da iyi gelecekti, öyle de oldu. Yakınında böyle imkanı olan herkes eşiyle gitmeli. Hem profesyonel insanlardan bilgi ediniyorsunuz, hem diğer hamileler ve eşleriyle vakit geçiriyorsunuz hem de eşiniz bilgileniyor.
   
     Neyse doğum tarihim giderek yaklaşıyordu ve her doktora gidişimde doktorum da benimle mutlu oluyordu haydi bir haftayı daha devirdik diye. Tabi madalyonun diğer tarafı ise benim korkularım doğumum nasıl olacak, çok canım yanacak mi, hadi sancım evde yalnızken tutarsa derken doğum tarihine yaklaşık bir ay kala doktorum bebeğin biraz büyük olduğunu bir kez daha dile getirmişti. 4 kiloyu geçerse sezaryen doğum olacaktı. Bir çok nedenin de birleşmesiyle elective caesarean yapmaya karar verdik. 18 Ocakta Adalia Bengisu dünyaya gelecekti tabi daha erken kendiliğinden gelmeye karar verirse de normal doğumu deneyecektik.Onca ay erken gelecek korkusuyla yaşamıştık simdi ise her şey yolundaydı artık gelse de olurdu 37. haftadaydık ne de olsa.

Büyük gün geldi çattı.17 Ocakta hastahaneye yatacaktım gerekli testler yapılacaktı. 18'inde ise Adalia aramıza katılacaktı artık.  Ben tıbbi müdahalenin her türlüsünden korkan bir insanim tabiri caizse canım da pek tatlıdır. Bu nedenle korkudan ölmek üzereydim ebe beni hazırlamaya geldiğinde sabah erkenden. Dedim ya empati çok önemli diye doktorum beni çok iyi anladığı için sabah 08.00 da gelir gelmez yapmaya karar vermiş doğumu. Hazırlanıp ameliyathaneye gitmek üzere yola çıktık, ama ben korkudan titremekten başka hiç bir şey yapamıyordum, eşim de doğuma girecekti. Burada normal doğumun eşlerle yapılmasına izin verilirken sezaryene gelince durum öyle olmuyordu fakat ufak bir değişiklikle bu durumunda üstesinden geldik.
Adalia 08.18 de dünyaya geldi Ocak ayinin 18'inde ve o an anladım ki bütün korkularım boşunaymış. Hiç ağrı sızı hissetmedim. Duyduğum güçlü ağlama sesi ise hayatımda duyduğum en güzel ağlama sesiydi. Kısa bir koklaşmanın ardından aldılar minik kuşumu benden ama içim rahattı babasıyla yapacaktı ilk kucaklaşmasını;) Epidurali burada 3 gün boyunca çıkartmıyorlar ki acıyı hiç hissetmiyorsun negatif yani ise 3 gün boyunca yataktan kalkmıyorsun. Günde bir kere fizyoterapist geliyor ve onun yardımıyla ayağa kalkıyorsun ve doğum sonrası egzersizlere hemen başlıyorsun. Bebeğe bakma konusunda ise ebeler yardım ediyor fakat biz pek ihtiyaç duymadık babası yaptı her şeyini ben kendimi daha iyi hissedinceye kadar. Sütüm hemen gelmedi ama pompaların ve ebelerin yardımıyla bir kaç gün içinde gelmeye basladı. Tam bir hafta kaldık hastahanede sezaryenden sonra bir hafta, normal doğumdan sonra da 4 gün kalınıyormuş. İyi de oldu biraz kendimi toparladım neticede eşimden başka yardımcı yoktu o da minik kızımızla ilgileniyordu.

Adalia artık 5,5 aylık oldu. Bu kadar çabuk unutacağımı hiç düşünmezdim ama doğum öncesi yaşadığım bütün olumsuzlukları unuttum bile. Eski sağlığıma kavuştum eski kiloma kavuşmama ise az kaldı. Eeee ne de olsa 20 kiloya yakin kilo aldım. Bir bebeğin hayatımı bu kadar değiştireceği hiç aklıma gelmezdi ama oldu hayatımız tamamen değişti ve biz bundan çok memnunuz. Kızımın dilinden çok iyi anlıyorum. O daha şikayet etmeden, huysuzlanmadan ne istediğini bulup yapıyorum ve onun için her şeyi yapmaya hazırım onun mutluluğu için. Umarım dünyadaki bütün çocuklar çok mutlu olurlar, çocuk sahibi olmak isteyen çiftler ise bu duyguyu tadarlar.

   Umarım günü geldiğinde kızım da bu yazıyı okur;)

31 Ocak 2013 Perşembe

heye'CAN...

Son birkaç gündür en çok duyduğum soru "Heyacanlı mısın?" Doğuma gidecek birinin heyecansız olması mümkün müdür acaba? Sadece herkeste farklı bir şekilde ortaya çıkıyor heyecan. Bende her yeri toparlama, iş yapma, her şeyi kontrol altında tutma olarak belirdi. 

Yarın doğuma gidiyorum. 10:30'da Bodrum Acıbadem'de olacağız, 13:00 gibi doğuma gireceğiz. Bodrum işi bizimkisi öyle sabahların köründe koştur koştur değil, keyif keyif gideceğiz. Annemde benim doğumumda  13:00'de girmiş doğuma 13:10'da ben doğmuşum. Can Bey'de o sıralarda doğmuş olur heralde. Bu arada giremediğim deliğe kuyruğumda balkabağımla giriyorum :) Doktorumuz hastane ile görüşmüş Cücü'de doğuma girecek. Her şey istediğim gibi gidiyor; doğuma sabahın köründe gitmiyorum, genel anestezi olmuyorum, epiduralle doğacak Can Bey ilk anlarını göreceğim, sesini duyacağım, Cücümde bizimle birlikte ameliyat hanede olacak. 2 gece hastanedeyiz, pazar günü evimize geleceğiz. 

Heyecan var mı? Heyecanlı mısın diye sora herkese sesleniyorumm... EVEEETTT heye'CAN var olmaz mı? Can geliyor CAN...

26 Ocak 2013 Cumartesi

Saltanat bitiyor

Bugün hamişliğimin 267. günüymüş. -müş diyorum çünkü bir internet sitesinden baktım, oturup gün gün saymadım yanlış anlaşılmasın :) azıcık manyaklık var ama o kadar değil :) Ve önümüzde sadece 5 gün kaldı.  Yeni bir hayatın aramıza katılmasına, dünyamızın merkezinin değişmesine, benim hamilelik saltanatımın bitmesine sadece 5 gün var. 

Bugün yine doktordaydık, önce NST'ye bağlandım sonra ultrasona girdim ve en son cuma günü ile ilgili konuştuk. NST'de her şey normal Can Bey'in kalp atışları 120 ila 160 arasında pıtırpıtırdı. Benim kasılmalarım ise gecen haftaya göre neredeyse iki katında gözüküyordu. Almila Hanım bunların doğumu başlatacak kasılmalar olmadığını söyledi. Zaten  ben de bu kasılmaları hissetmiyordum. Ultrasonda küçük prensimin keyfi pek yerindeydi. Kendisine küçük prens dedim ama yapılan ölçümler  Can Bey'in kilosunun 3486 gr boyunun ise 55 cm olduğunu gösteriyor :) Tabi bunlar ortalama ölçümler boyu zaten uzun süredir ölçülemiyor ben Kağan Kocatepe'nin sitesinde okuduğum gibi FL ölçümünü 7 ile çarparak boyunu buluyorum.

Günün en güzel haberine gelince Almila Hanım'la yaptığımız pazarlık benim istediğim şekilde sonuçlandı. Sezaryenim genel anestezi ile olmayacak epidural olması konusunda anlaştık. Hatta belki Cücü'yü bile alacaklar içeri. Şimdilik kesin değil ama Cücü sakin kalabilirse o da olacak sanırım. Gerçi kocam geçen hafta uçakla İstanbul'a gidip gelerek panik atak konusunda çok büyük bir sınav verdi. Üstelik en kötü fırtınanın olduğu günde. O yüzden doğum sırasında da sakin kalabileceğini bana destek verebileceğini düşünüyorum. Ve hayatımızın en özel anını CAN'ımızı birlikte karşılamayı çok istiyoruz.

Tam bir fare gibiyim.... Fare giremediği deliğe kuyruğuna balkabağı bağlayıp girmeye çalışırmış ya o hesap benimkisi... Önce doktoru genel anesteziden vazgeçirttim şimdi doğuma Cücü'yü sokmaya çalışıyorum.


21 Ocak 2013 Pazartesi

Son 10 gün...


Doğuma sadece 10 gün kaldı. 10, 10, 10.... Hem çooook uzun hem de çoooooooook kısa 10 gün :) İşlerimizi bitirmek, yeni bir hayata başlamak, anne olmaya hazır hissetmek için çok kısa, bebişim ile buluşmak, onu kucağıma almayı beklemek için çooooook uzun bir 10 gün...Cumartesi günü doktor ziyaretimizde doktorumuz ile doğum tarihimizi netleştirdik. Büyük gün 1 Şubat 2013...  Evde hummalı bir çalışma var. Bir yandan çamaşır yıkanıyor, diğer taraftan ütüler yapılıyor, Can'ın odası için yelken aplikeli perde, yatak kenarı, çamaşırlık dikiliyor. Veee öbür yandan yuva yapma evresinde olan ben her dolabı, her çekmeceyi en baştan yerleştirmek, didiklemek, fazla ne varsa atmak istiyorum. Ya kendim yapıyorum bu didikleme ve atma işini ya da çevremdekilere bu konuda eziyet ediyorum :)  Eksik bir şey kalmasın diye elimde bir defter yapılacakları yazıp, yaptıkça çiziyorum. Listem bir uzuyor bir kısalıyor :) 


Cumartesi günkü doktor ziyaretimizde ikinci kez NST'ye bağlandım. Atlılar geliyor atlılar boynu kravatlılar kıvamında Can'ın kalp atışlarını dinledik. Sonra ultrasona girdik. Oğluşumuz doğum kanalına girmiş ve bize arkasını dönmüş güzel suratını göremedik. Ayrıca kafasını tam olarak ölçemediği için doktorumuz Almila Hanım 200 gr kadar aldığını tahmin ettiğini söyledi. Yani 3300 gr civarında doğuma kadar 3600 filan olacakmış. Boyu da ortalama 52 cm olmuş. 

Yine bir umutla gittim kontrole :) Bir mucize olur da doktorum normal doğum yapabilirsin der diye ama tabi ki böyle bir şey demedi. Benim durumumda bunun söylenmesi için 38. hafta artık çok geç. Hamileliğim boyunca kendimi normal doğuma öyle hazırlamıştım ki hatta son dönemde belki epidural bile taktırmam doğal doğum yaparım diye düşünüyordum. Ama plasenta previa sebebiyle genel anestezi sezaryen deyince doktorumuz pek de mutlu olduğumu söyleyemem. Hatta hayal kırıklığına uğradım bile diyebilirim. Her şeyin doğal olmasını, doğar doğmaz bebeğimin sesini duymayı, onu doğum ekibinden sonra ilk ben görmeyi çok istiyordum. Bu yüzden bugüne kadar her şeyine tamam dediğim doktoruma bu sefer ısrarda bulunarak normal doğum yapamıyor isem en azından epidural anestezi ile sezaryen olmak istediğimi söyledim. Doktorum ise  benim açımdan genel anestezinin daha uygun olacağını söylüyor ama yine de istiyorsan yaparız dedi. Önümüzdeki hafta cumartesi günü bu konuyu tekrar konuşmak üzere anlaştık. Laf aramızda aslında kan aldırırken bile iğneye bakamam, iğneden oldum bittim çok korkarım. Epiduralden de çok korkuyorum ama Can'ımın sesini duymak onu görmek için değer...


Deniz Bebek ve Ceren'in hikayesi

Bodrum'da benim gibi bir Karşıyakalı Ceren.... Hamilelik ve doğum hikayesini onun kaleminden aktarıyorum...


Bebişin adı: Deniz
Doğum Tarihi: 12.11.10
Doğum Haftası: 39+1
Boyu & Kilosu: 49 cm / 2960 gr
Doğum Şekli: Epidural sezaryen
Hastane: İzmir Özel Çınarlı Hastanesi


26 aylık oğlum Deniz’e sevdiği çizgi filmlerden birini açıp, sonunda yazmaya başlayabildim. Ama bana ne kadar süre izin verecek bilmiyorum ve bu zamanı iyi değerlendirmem gerekiyor. Hamileliğin başından başlamak istiyorum çünkü yeni hamileleri yüreklendirici olabilecek süper bir başlangıç yapmıştım. Ne bir mide bulantısı, ne bir baş dönmesi, ne ağlama krizi…Her şey eskisi gibiydi, önceden yaptığım hemen hemen her işi yine yapabiliyordum, ağır olmayan temizlik işleri, işe gitme, işte aynı performansı gösterme – satılık tekneleri listeleme ve fotoğraflama, zaman zaman deneme seyirleri - yardım almadan ve hamile olduğumu kimseye söyleme gereği duymadan teknelere gidip geliyordum. Sabahları 2 -3 km, akşamları 2-3 km yol yürüyordum ve bu bana büyük mutluluk veriyordu, - di’li geçmiş zamanla konuştuğuma bakmayın, yürüyüş hep keyif verdi.
İkinci üç aya girdiğimde yani 4. ayın başlarında rota yada zehirlenme yaşadım, hala tam olarak ne olduğunu bilmiyorum, 1 geceyi acil serviste geçirdim ama bebek çok iyiydi, önemli olan buydu, ben nasıl olsa iyileşirdim, bunu da hiç kafama takmadım ama devlet hastanesinin hijyenden çok çok uzak fiziksel şartlarını unutmam mümkün değil… Bebeğim 16 haftalık olduğu halde karnım nerdeyse dümdüzdü ve Dr. Bey 16 haftalık olduğuna inanmayıp, genel bir ultrason taramasıyla buna hayretler içinde ikna oldu.

28. haftada bebeğimin suyunun ciddi oranda azaldığını üzülerek öğrendik, her hafta kontrole gittim, birkaç basit ilaç ve boool bool su içerek birkaç hafta içinde şaşırtıcı biçimde suyumun neredeyse normal değerlere çıktığını öğrenmek müthiş huzur vericiydi ama o dönemde de çok güçlü olduğumu, her şeyin iyi gideceğini, iyi gitmek zorunda olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. Hiç ağlamadan ve hep pozitif düşünerek bu sorunun da üstesinden gelmiştik. Bu annelik nasıl bir şeydi, daha anne olmadan gayet güçlü bir yapıya sahip olmuştum.

Son üç ayı da gayet sağlıklı beslenerek ve toplamda 14 kg alarak tamamlamıştım. Bu yeni görüntüm, kocaman karnım aynada kendime her seferinde ilginç gelse de arkadan bakınca hamile olduğumun belli bile olmaması sevindiriciydi, doğum sonrası fazla kilolarımdan hızla kurtulacağımın habercisiydi. Doğuma 2 hafta kala, özenle yıkayıp ütülediğim bebek giysileri ve kendi ihtiyaçlarımı da içeren doğum çantamı da alarak tek başıma 5,5 saatlik Fethiye – İzmir yolculuğuna başladım :D şaka gibi değil mi? Ama her şey normaldi ve işin ilginci bir defa olsun kasılma hissetmemiştim yada hissetmiştim de bebeğin hareketleri zannediyordum, hala anlamış değilim.

Normal doğum istiyordum ve doğum haftası doktorumun bayram tatiline çıkacağını üzülerek öğrendim. İlk defa tedirgin oldum çünkü aylarca beni ve bebeğimi takip eden ve çok da memnun olduğum doktorumun doğumu gerçekleştirmesini istiyordum, başka bir doktorun değil… Sonunda doktorumun son iş gününde suni sancı alarak doğum yapmaya karar verdim. Çınarlı Doğum Hastanesine varıp, ilk muayene yapıldığında ikinci kez tedirgin oldum çünkü 39. hafta o gün bitmişti ama açılma sadece 2 cm di ve bebeğimin boynuna 2 kez kordon dolanmıştı. Bebeğimin aşağı inmemişti, çok yukarıdaydı. Hem ebe hem de doktorum doğumun her şeye rağmen sorunsuz olabileceğini ancak uzun saatler sancı çekmeye, bebek inmezse de sezaryen doğuma alınmaya hazırlıklı olmamı söylediler. Bu kesinlikle sezaryen için klasik bir ikna konuşması ve para kaygısı değildi, bunu içtenlikle söyleyebiliyorum. Sadece haberdar edilmem gereken bir konuydu o kadar. Bebeğimi riske atmamak için sezaryeni tercih ettim ve yarım saat sonra işte operasyon başlıyordu. Çok aç ve birazda heyecanlı olduğumu iyi hatırlıyordum. Operasyondan değil de epidural anesteziden korkuyordum. Kilolu olmamam sayesinde çok kolay bir anestezi olacağını duyduğumda epey bir rahatladım. Artık tek dileğim normalde 6 olan küçük tansiyonumun 4 lere düşmemesiydi. Her şey yolunda gitti, doğum ekibiyle keyifli bir sohbet sürerken, gülüşmeler, şakalar eşliğinde bebeğimin sesini duydum ve doktorum iyi ki vaktinden biraz daha önce sezaryen olduğumu, çünkü bebeğimin kaka yapmış olduğunu söyledi. Bebeğimi ilk görüşüm hemen solumdaki yatakta onu silerlerken oldu. Ağlayan ve küçük tekneler atan kırmızı zayıfça bebeğim, Deniz’im ordaydı. Onu öpmem için yanıma yatırdılar ve iki öpücükten sonra sanırım akciğer kontrolü için yanımdan aldılar. Sağlıklı olması her şeye bedeldi ve en büyük mutluluğumdu. Hafif bir temizlik operasyonundan sonra – elektrik süpürgesini andıran bir ses çıkaran aletle sanırım içimi temizlediler yada öyle bir şey  - kesinlikle sıfır acı ve negatif hiç bir şey yoktu. Sadece sanki çok hafif bir bira içmiş gibiydim. Hasta bakıcılara oda numaramı bile kendim söyleyerek aralarındaki numara tartışmasına gülüşmeler eşliğinde son verdikten sonra artık odamdaydım.

Sanırım 10 dk kadar sonra bebeğimi getirdiler ve acılı bir emzirme denemesinden sonra doğum sonrasının hamilelikten daha zor geçeceğini anladım. O çok küçüktü, 2.960 kg ve 49 cm. 1 dk bile uyumadan geçirdiğim gecenin de ardından tüm emzirme çabalarım neredeyse sonuçsuz kalıyordu ve sürekli hemşirelerden yardım istemek canımı sıkmaya başlamıştı. Eve dönüp de sonraki günün de aynı şekilde geçmesiyle süt pompası almaya karar verdik ve biraz işe yaramıştı. 2. günün sonunda artık sütüm çok miktarda geliyordu, hatta ilerleyen günlerde fazlasını sağıp saklıyordum ama canımın yanması sinir bozucuydu. Bu acılar yoğun bir şekilde 2 ay kadar, azalarak da toplamda 3 ay kadar sürdü sanırım. Hamile arkadaşlara en büyük tavsiyem emzirme acısına karşı doktorunuzla önceden konuşup, alınabilecek bir önlem varsa almanızdır. Soğan suyunun hamilelikte göğüslere sürülmesi işe yarıyormuş diye sonradan öğrendim ama denemediğim için bir şey söyleyemeyeceğim. Merak eden arkadaşlar varsa söyleyeyim, sezaryan sonrası birkaç gün içinde rahatlıkla her işimi kendim yapabiliyordum, hatta bebeğimin işerini de Deniz birkaç haftalıkken bile oldukça incelmiştim ve karnım hızlı bir şekilde sıkılaşıyordu. Deniz sanırım 6 aylıkken de 14 kg vererek eski halime dönmüştüm. Bunda günde yaklaşık 2 yada 4 saatlik toplam uykularımın da payı büyüktü ama bu can sıkıcı konuları anlatıp, gözünüzü korkutmam istemem :D

Çok uzun yazdım galiba Mineeee, ne dersin? Hamile arkadaşlara son tavsiyelerim bol bol uyumaları, sağlık engeli yoksa hareketli bir hamilelik geçirmeleri, doğal ve sağlıklı zeytinyağlı sebze yemeklerine ağırlık vermeleri (özellikle son üç ay günde 200 gr eti de dahil ederek) ve doğum sonrası mümkünse sadece anlaşabildikleri insanlardan yardım alarak, doğum sonrası ağlama krizlerinin ve depresyonun geçici olduğunu kendilerine sık sık hatırlatmalarıdır. Daha çok var aslında ama herkes yaşayarak öğreniyor zaten bu süreci. Sağlıklı doğumlar, sağlıklı bebekler diliyorum tüm anne adaylarına.

Ceren G.