sezeryen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sezeryen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2013 Salı

CAN'lı günler...

Tam 11 gün oldu Can Bey aramıza katılalı... 11 gün nasıl geçti, ne yaptık, neredeydik, neler yaşadık hepsi hayal meyal :) Daha önce doğum yapanlarınız bilir ilk zamanlar bebeğin düzeni olmadığı için sizinde pek düzeniniz olmuyor hele ki bir de tecrübesizseniz benim gibi her saniyeniz ayrı bir macera oluyor. Daha önceden kabullendiğimiz gibi oldu evin Genel Müdürü artık Can OLGUN... O ne derse o... Uyuyalım diyor uyuyoruz. Yok ben bu gece nöbete tutacağım sizi diyor tamam diyoruz.

Can babasına benzeyen bir bebek, uyku konusunda bile.... Canı istemez ise uyandırmak öyle zor ki... Söylenen tüm yöntemleri deniyoruz. Altını açmak, soymak, gıdıklamak, ayaklarını sıkıştırmak... Uyumak istiyorsa benim oğluşuma hiçbir numara sökmüyor.

Uzun lafın kısası Can Bey ve ben gayet iyiyiz... Doğum hikayemizi yakın zamanda yazmaya niyetim var ama tabi Can izin verirse :)

31 Ocak 2013 Perşembe

heye'CAN...

Son birkaç gündür en çok duyduğum soru "Heyacanlı mısın?" Doğuma gidecek birinin heyecansız olması mümkün müdür acaba? Sadece herkeste farklı bir şekilde ortaya çıkıyor heyecan. Bende her yeri toparlama, iş yapma, her şeyi kontrol altında tutma olarak belirdi. 

Yarın doğuma gidiyorum. 10:30'da Bodrum Acıbadem'de olacağız, 13:00 gibi doğuma gireceğiz. Bodrum işi bizimkisi öyle sabahların köründe koştur koştur değil, keyif keyif gideceğiz. Annemde benim doğumumda  13:00'de girmiş doğuma 13:10'da ben doğmuşum. Can Bey'de o sıralarda doğmuş olur heralde. Bu arada giremediğim deliğe kuyruğumda balkabağımla giriyorum :) Doktorumuz hastane ile görüşmüş Cücü'de doğuma girecek. Her şey istediğim gibi gidiyor; doğuma sabahın köründe gitmiyorum, genel anestezi olmuyorum, epiduralle doğacak Can Bey ilk anlarını göreceğim, sesini duyacağım, Cücümde bizimle birlikte ameliyat hanede olacak. 2 gece hastanedeyiz, pazar günü evimize geleceğiz. 

Heyecan var mı? Heyecanlı mısın diye sora herkese sesleniyorumm... EVEEETTT heye'CAN var olmaz mı? Can geliyor CAN...

24 Ocak 2013 Perşembe

Merih sincabı ve Ceren kuzumun hikayesi

13 yaşındaydım Ceren'i tanıdığımda... Üniversite yıllarına kadar hiç ayrılmadık... Üniversite Ceren'i Denizli'ye götürdü oradan iş aldı Ankara'ya bıraktı kuzumu... 2012 başında ondan aldığım mail ile teyze olacağımı öğrendiğimde çok sevinmiştim. Özellikle hamileliğinin son ayında neredeyse her gün yazıştık, onunla bekledim Merih'i :) Şimdi Ceren kuzumun kaleminden doğum hikayesi....


Bebişin adı: Merih
Doğum Tarihi: 05.08.2012
Doğum Haftası: 39 +3
Boyu & Kilosu: 53 cm / 3960 gr
Doğum Şekli: Epidural sezaryen
Hastane: Ankara Güven Hastanesi


12 Aralıktı hamile olduğumu öğrendiğimde... Tatlı bir heyecan tarif edilmez bir mutluluk kaplamıştı içimi. Karnımda minicik bir can taşıyordum hayata bakışım değişmişti adeta. İlk zamanlar korkmuştum ya bakamıyorsam miniğime diye ama düzenli doktor kontrolleri içime su serpiyordu. 14 Aralıkta ilk defa gördüğümüzde nokta kadardı büyüdü büyüdü göbişimle birlikte bebişim de kocaman oldu. Ultrasona girdiğimde çıkmak istemiyor her anini izlemek istiyordum.
Hıçkırıkları esnemesi kıpırdanması....
Doğum yaklaştıkça heyecanım merakım artıyordu. Bebeğimin daha karnımdayken bana yasattığı muhteşem bir duyguydu. Hamileliğim tüm gün ayakta geçiyordu öğrencilerimin arasında. Onlarda oğluşumu sevdikleri için güler yüzlü sıcak kanlı bir bebek olacağını düşünüyordum:) Yaptığım her isi bebeğime anlatıyordum yani tüm günümüz sohbet ederek geçiyordu....  Haziran sonu izne gönderdiler beni zorla ama ben evde otururken bile rahat durmadığım için bebeğim doğuma bir ay kala doğum kanalına doğru ilerledi. Tabi aileler çalıştığı ve iznini Ağustosa göre ayarladığı için isyan etti. Mecburen son zamanlarda hep dinlendim -küçük kaçamaklar olmada diyemem:)- doktorumla sürekli tatlı bir çekişme içindeydik çünkü ben inanılmaz kilo alıyordum 47 kilo hamile kalmıştım ve 70 kiloya yaklaşıyordum. (sonuçta doğuma on gün kala 70 kiloyu gördüm ve sonra hiç tartılmadım:) Ama hep bildiğimi yaptım canimin çektiği her şeyden bir parça yedim. Ankara’daki bütün tursuları ve tursu sularını bitirdim diyebilirim:) Dinlenmelerim sonuç vermişti 1 hafta sonra bebişim olması gereken yerdeydi. Erken doğum yapmamda sorun yoktu bebeğimiz hazırdı ama normal doğum istiyordum ve rahmim açılmamıştı. Bu yüzden bebeğimizin beklemeye karar vermesine sevindik.
Her şey hazırdı; doğum çantamız, odamız, minik minik kıyafetleri hatta evimizde bile değişiklikler yapıp hayatimizi farklı bir şekilde düzenlemiştik.
Ağustos başıydı beklenen tarih ama ben hep temmuz sonu olsun istedim. Esimde bende yengeç burcuyduk ama oğluşumuzu yengeç burcu yapamadık:) İki yengece kök söktürecek bir aslan geldi:) Temmuz sonunda anneler bize taşınmıştı artık heyecanla torunlarını beklemeye başladılar... Bu seferde bizim oğlan ağırdan aldı kendisini. Zaten ultrasonda hep bize gülümseyen şekerlik pesinde bir bebekti ama anneannesiyle babaannesinin geldiği hafta şımarıklık yapıp saklamıştı kendini... Şimdi de aynısını yapıyor yerinden kıpırdamıyordu fakat kilolu bir bebekti 4 kiloyu geçirmek istemedi doktorum.  4 Ağustos cumartesi günü kontrole gittik çok hafif sancılarım vardı ama doğuma destek verecek kadar değildi üstelik bebeğim rahme inmemişti dolayısıyla açılma yoktu. Geceyi üç saatte bir doktorumla telefonda konuşarak geçirdim tecrübesi sayesinde içim çok rahattı. İnsanın içini huzurla dolduran yüreğini ısıtan bir havası vardı. Sancım olmazsa sabah telefonlaşmaya karar verdik gece üçteki konuşmamızda. Gözümü acar açmaz aradım doktoru hemen sancım olup olmadığını sordu. Sancıya dair hiç bir belirti yoktu. 11.00 da tekrar haberleşelim dedi. Artık beklemekten heyecanım tavan yapmıştı ve pazar günü daha fazla dayanamayıp kuaföre gidip fon çektirdim makyajımı yaptım. Doktorumu aradım 13.00 da hastanede buluşalım dedi ve o saate kadar yapmam gerekenleri anlattı. En son saat 12.30 da bir şeyler atıştırdım ve 13.00 da hastaneye gittim. Yatış işlemlerim yapıldı. Nst ye bağlandım sancı serumum takıldı. Saat 17.00 a kadar bekledik. Doktorum sürekli kontrol için gelip gidiyordu. Tek sorunum açlıktı ve en sonunda dayanamayıp serum taktılar:)
Sonunda karnim doymuştu ama sanırım Merih karnımda mutluydu. Hiç gelmeye niyeti yoktu... Hızlı bir kararla sezaryene onay verdik. Yapı itibariyle dört kilodan fazla olursa bebeğim, normal doğumla dünyaya getirmem zor olacaktı ve biz dört kiloya yaklaşmıştık. Artık beklememizin bir anlamı yoktu. Maalesef sezaryeni kabul etmek zorundaydık. Bu isin en güzel yani artık bebeğimizle tanışacaktık... Bir yandan da sürekli sorulan "daha doğmadı mı sancın başlamadı mı" sorularından kurtulacak olmamdı…
Saat 17.30 sularında ameliyathaneye aldılar beni daha doğrusu bizi! Esimde benimle birlikte içerideydi. Normal doğum içinde epidurali seçmiştim o yüzden sezaryene ayni şekilde hazırlandım. Hazırlık aşamasında hem heyecanlı hem de endişeliydim. Doktorum ameliyathaneye almadan önce sezaryenle ilgili detaylı bir bilgi vermişti ama hiç böyle planlamamıştım. Her şeyin belli bir düzende gitmeyeceğini biliyordum ama bu kadar farklı olacağını hiç düşünmemiştim. Keşke doktorumun doğumla ilgili verdiği seminerlere katılsaydım o zaman daha farklı olabilirdim çünkü sezaryen birden heyecanımı endişeye cevirdi. Ama şanslıydım eşim dışarda hazırlanırken ameliyathane ekibiyle tanıştım herkes öyle güler yüzlü ve sıcakkanlıydı ki tıpkı doktorum gibi... Kendimi neredeyse evimde hissedecektim. Yıllardır doğum yaptırıyormuş gibi güven duygusu verirken sanki ben onların ilk doğumuymuşum gibi heyecanımı paylaşıyorlar etrafa neşe saçıyorlardı. Her şey hazır olduğunda eşim içeri geldi başucumda oturup bu heyecanı benimle paylaştı... Doktorumla neredeyse her an göz gözeydik bana olan biten her şeyi anlattı ve o muhteşem an... Mucize gibi oğlumuzun sesi ameliyathanede yankılandı. Kucağıma geldi... Sesi kokusu sıcaklığı tarif edilemez bir duygu... Mucize... Mucizem:)
Aylardır bin bir çeşit duyguyla beklediğim mucizem artık kucağımdaydı ama hiçbir kelime duygumu tarif etmeye yetmiyordu... Tosunum 3960 gr 53 cmdi... Doktorum bebeğimi eline alır almaz neden rahme inmediği anlaşıldı dedi neredeyse senin kadar:)
Yanağımda oğlum bizi sikaca saran esimle fotoğraflarımız çekildi. Daha doğrusu doğum fotoğrafçımızla ilgili aksilikler yaşadığımız ve üzerimizde telefon olmadığı için doktorum kendi telefonunu anestezistimize verdi... Yıllardır girdiği doğumların hakkini verircesine muhteşem
Fotoğraflar çekti... Bu konuda da yardımcı olmuşlar istediğim hiçbir şey içimde kalmamıştı.
Hemşireler ve yeni doğan doktorumuz Merih’imizi hazırlarken beni de çıkış için hazırlıyorlardı... Esim artık dışarda bekliyordu beni... Uzun bir yolculuktu normal doğum yapamamıştım ama sanırım anestezinin etkisinden kendimi biraz halsiz hissediyordum. Ilık bir battaniye örttüler üzerime odama çıkana kadar içim isindi hayallere daldım. Doğum ekibiyle konuştuğum şeyleri duymuyordum artık. Hepimiz çok keyifliydik ama ben çok farklı bir noktadaydım, tebrikleri kabul ediyor etrafa gülücükler saçıyordum ama içimdeki mutluluğu heyecanı anlatacak kelimeleri bulamıyordum... Yaşadığım anları tekrar tekrar düşünüyordum hatta inanmaya çalışıyordum. Bu şanslı insan ben miydim :)
Odama çıktım koridorda ailem teyzelerim kuzenlerim arkadaşlarım bekliyordu. Bir kutlama havası herkeste. Aşağıdan odama çıkana kadar dinlenmiştim adeta... Odama aldılar beni. Herkes Merih’le tanışmıştı. Hemşirelerle yalnız kaldık. Beni yatağıma yerleştirip oğlumu kucağıma verdiler. Emzirmem için yardımcı oldular. Sezaryen olmasına rağmen sütümde hiç sıkıntı olmamıştı. Hemen emzirmeye başladım.
Bebeğim karnini doyururken boncuk boncuk gözlerini dikmiş bana bakıyordu. İşte bu an dünyaları verseler değişmem diyeceğim andı... Sincap gibiydi karnini doyururken iki elini ağzının iki yanına kapatıyor kenardan boncuk boncuk bana bakıyordu... Sanırsınız sütünü elinden alacaklar:)
İlk gecemiz çok sakindi. Hem oğluşum ağlamadığı için hem de göbeğim yüzünden yan odadakiler ne zaman doğum yapacağımı sordular. Gerçekten can sikiciydi. Sezaryenden hep korktum özelliklede sonrasından... Sonuna kadar normal doğuma hazırlanıp da son günler sezaryen mi olacak sorusu içimi huzursuz ederken olup bitivermişti her şey... İlk gece ayağa kalkmakta zorlandım çünkü karnim acıkıp doğum öncesi serumla doyurulduğum için olması gerekenden önce tuvalete gitme ihtiyacım oldu. Daha bacaklarım tam açılmamıştı ama hemşiremin yardımıyla hiç sorun olmadan sezaryen gazından kurtulup ayaklanmıştım. İlk iki ay kadar dikişlerim genişlemesin diye dikkat ettim kaldırdığım ağırlığa onun dışında dikkat etmem gereken başka bir şey yoktu yani sezaryenden boşa korkmuşum. Emzirdiğime için yediğime içtiğime dikkat etmememe rağmen 2 ay içinde kilolarımın çoğu gitmişti. Su an altıncı ayına yaklaştı sincabim ve ben doğumdan önceki halime geri dondum sayılır:)
Aslında sağlıkla bebeğimize kavuştuktan sonra gerisi bostu.... Huzurumuza huzur mutluluğumuza mutluluk gelmişti bizi gerçek bir aile yapmak için aramıza bizden bir parça katılmıştı. Dünyadaki en muhteşem duygu... Ayni anda mutluluk huzur endişe korku gibi hem birbirini tamamlayan hem de birbirine zıt olan birçok duygunun birleşimiydi anne olmak. O güne kadar olmazsa olmaz dediğiniz şeylerden vazgeçmek kendinizden başka birine her şeyden çok emek vermek, tükendim dediğiniz anda yeniden bitmeyen bir enerjiyle doğmak demekti annelik... Yaşanacak en güzel duygu bu hayatta bize bahşedilen en önemli değer....  Bu mucize... :)

21 Ocak 2013 Pazartesi

Son 10 gün...


Doğuma sadece 10 gün kaldı. 10, 10, 10.... Hem çooook uzun hem de çoooooooook kısa 10 gün :) İşlerimizi bitirmek, yeni bir hayata başlamak, anne olmaya hazır hissetmek için çok kısa, bebişim ile buluşmak, onu kucağıma almayı beklemek için çooooook uzun bir 10 gün...Cumartesi günü doktor ziyaretimizde doktorumuz ile doğum tarihimizi netleştirdik. Büyük gün 1 Şubat 2013...  Evde hummalı bir çalışma var. Bir yandan çamaşır yıkanıyor, diğer taraftan ütüler yapılıyor, Can'ın odası için yelken aplikeli perde, yatak kenarı, çamaşırlık dikiliyor. Veee öbür yandan yuva yapma evresinde olan ben her dolabı, her çekmeceyi en baştan yerleştirmek, didiklemek, fazla ne varsa atmak istiyorum. Ya kendim yapıyorum bu didikleme ve atma işini ya da çevremdekilere bu konuda eziyet ediyorum :)  Eksik bir şey kalmasın diye elimde bir defter yapılacakları yazıp, yaptıkça çiziyorum. Listem bir uzuyor bir kısalıyor :) 


Cumartesi günkü doktor ziyaretimizde ikinci kez NST'ye bağlandım. Atlılar geliyor atlılar boynu kravatlılar kıvamında Can'ın kalp atışlarını dinledik. Sonra ultrasona girdik. Oğluşumuz doğum kanalına girmiş ve bize arkasını dönmüş güzel suratını göremedik. Ayrıca kafasını tam olarak ölçemediği için doktorumuz Almila Hanım 200 gr kadar aldığını tahmin ettiğini söyledi. Yani 3300 gr civarında doğuma kadar 3600 filan olacakmış. Boyu da ortalama 52 cm olmuş. 

Yine bir umutla gittim kontrole :) Bir mucize olur da doktorum normal doğum yapabilirsin der diye ama tabi ki böyle bir şey demedi. Benim durumumda bunun söylenmesi için 38. hafta artık çok geç. Hamileliğim boyunca kendimi normal doğuma öyle hazırlamıştım ki hatta son dönemde belki epidural bile taktırmam doğal doğum yaparım diye düşünüyordum. Ama plasenta previa sebebiyle genel anestezi sezaryen deyince doktorumuz pek de mutlu olduğumu söyleyemem. Hatta hayal kırıklığına uğradım bile diyebilirim. Her şeyin doğal olmasını, doğar doğmaz bebeğimin sesini duymayı, onu doğum ekibinden sonra ilk ben görmeyi çok istiyordum. Bu yüzden bugüne kadar her şeyine tamam dediğim doktoruma bu sefer ısrarda bulunarak normal doğum yapamıyor isem en azından epidural anestezi ile sezaryen olmak istediğimi söyledim. Doktorum ise  benim açımdan genel anestezinin daha uygun olacağını söylüyor ama yine de istiyorsan yaparız dedi. Önümüzdeki hafta cumartesi günü bu konuyu tekrar konuşmak üzere anlaştık. Laf aramızda aslında kan aldırırken bile iğneye bakamam, iğneden oldum bittim çok korkarım. Epiduralden de çok korkuyorum ama Can'ımın sesini duymak onu görmek için değer...