anne olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2013 Cumartesi

CanCan ve Anne Mine -Bizim Hikayemiz-

Bebişin adı: Can
Doğum Tarihi: 01.02.2013
Doğum Haftası: 39 +0
Boyu & Kilosu: 51 cm / 3310 gr 
Doğum Şekli: Epidural +  spinal sezaryen
Hastane: Bodrum Acıbadem Hastanesi

Haziran ayının başıydı hamile olduğumu öğrendiğimde önceleri haftalar çok uzun geliyor, hiç geçmiyordu. Hamile olduğuma inanmam biraz uzun sürdü. Hiç bir hamilelik belirtim yoktu; ne uyukluyordum ne de midem bulanıyordu. Her zamanki gibi devam ediyordu hayat. Önce 11. haftada galiba kız dedi doktorumuz ama net bir şey söylemek için erken. Zaten ben ilk günden beri kız diyordum. 16. haftada aaa erkek geliyor deyince doktorumuz çok şaşırdım. 20. haftaya kadar her şey çok yavaştı sanki günler geçmiyordu. 20. haftada oğluşumun hareketlerini hissetmeye başlamamla günler hızla akmaya başladı. Her gün hem oğluşum büyüdü hem de ben :) Ne zaman günler geçti vakit geldi anlamadım, ama geldi. 


31 Ocak gecesi biraz uyudum biraz heyecan yaptım derken sabah oldu. Bodrum işi doğumumuz için 10:30'da hastanede olacak 13:00'da doğum yapacaktım. Her şey hazır kapının arkasındaki yerini almıştı bir gece önceden :) Eee madem planlı programlı gidiyordum doğuma ablamın dediği gibi prenses işi yapmalıydım. Sabahtan hemen kuaföre gittim, fön çektirdim. Hafif bir makyaj yaptım. İlk izlenim önemli değil mi ama oğluşum güzel görsün beni :) 

10:30 gibi hastanedeydik girişimiz yapıldı odamıza alındık. Ve başladık bize sorulanları yanıtlamaya kat hemşiresi, çocuk doktoru, anestezi uzmanı, bebek hemşiresi.... Hepsi ayrı ayrı gelip sorular sordular, sorularımızı yanıtladılar.Onların arkasından Almila Hoca geldi 12:00'de. Bir de ne görsün dediği hiç bir şey yapılmamış, beni ameliyata hazırlamamışlar. Hafif bir fırça hemşirelere herkes hazırola geçti. Hemen nts bağlandı, istediği ilaç yapıldı ve üzerim değiştirildi. Beni tahtımla (yatağım) ameliyathaneye aldılar. Tabiki benimle beraber Cücü'de geldi. Ameliyat hane kapısında ayrıldık. Onu başkabir odaya aldılar üzerini değiştirdi bense direk ameliyathaneye. 

İçeri girer girmez herkes kendini tanıştırmaya başladı. Ameliyathane buz gibi ama ekip çok sıcak kanlıydı.  Özellikle anestezi uzmanım Haluk Bey ve onun asistanı Ebru Hanım hem çok tatlı hem de çok ilgililerdi. Ama önemli bir sorun vardı; ben epidural katateri taktırmaktan korkuyordum :) Neyse ki Haluk Bey herşeyi anlata anlata yaptı ve hiç canımı yakmadı. tek hissettiğim ilk başta omur arasını belirlemek için yapılan muayenede doktorun parmak ve tırnaklarıydı sonrası çok kolay oldu :) sonra bacaklar karıncalandı, sanki şiştiler şiştiler ve birer kütük oldular.

O sırada Almila Hanım geldi. Hazırlıklar iyice hızlandı ama Cücü yoktu. Nerde nerde diye sorarken kapıdan girdi. Giymiş yeşil ameliyat önlüklerini kocam tam bir doktor olmuş pek yakışmış. 

Saat 14:14'te Can'ımız oğlumuz doğdu. Biraz zor cıktı sıpa, zorladı doktoru... Birde üzerine ağlamayınca aldı beni bir telaş :) ama bir dakika içinde o cılız sesi duyuldu ameliyathanede ve iki derin oh... Cücü ile ben birbirimize baktık günlerdir, aylardır beklediğimiz oğluşumuz artık gelmişti. Hemen yanımıza getidiler sarı bir havlunun içinde. Çok küçük,çok tatlı ve dünyada dokunduğum en yumuşak şeydi oğluşum hiç çekmeselerdi keşke yanağımdan ama alıp gittiler bakımı için. Babası da onunla gitti.



3310gr 51 cmlik minik bir oğlan gelmişti dünyaya. CanCan'ımız bizim oğluşumuz... Odaya çıkar çıkmaz hemen getirdiler oğluşumuzu.  Hemşirelerin de yardımıyla ilk kez emzirdim. Sezaryen olmasına rağmen ne Can'ın emmeye başlamasında ne benim sütümde bir sıkıntı olmadı. İlk gece korkuttu oğluşumuz bizi biraz aspire etti dedi hemşireler yani tıkandı. Kan değerlerinde yükselmeler oldu. Minicik kuzumun eline damar yolu açtılar serum bağladılar, antibiotik başladılar. Hastaneden çıktıktan sonra 5 gün sabah akşam iğneye götürdük bir lokmacığımı :( İlk haftada  3055 gr'a kadar düştü kilosu. Yüzde 10 a kadar kilo kaybı normal dediler de biraz içimiz rahatladı. 15. günde gittiğimiz doktor kontrolüne kadar sürekli endişe ettim kilo alıyormu? Büyüyor mu diye? Ama alıyormuş kuzucuk sütler yarıyormuş oğluşa... Şimdi 4 kiloyu geçti, sadece fizyolojik sarılığı devam ediyor, uzayan sarılık dedi doktorumuz 2 aya kadar sürebilirmiş.Herşey yolunda her gün yeni bir program yapıyor bize. Her gün yeni bir ses çıkarıyor, bir gülücük atıyor renk katıyor hayatımıza gün be gün büyüyor.


12 Şubat 2013 Salı

CAN'lı günler...

Tam 11 gün oldu Can Bey aramıza katılalı... 11 gün nasıl geçti, ne yaptık, neredeydik, neler yaşadık hepsi hayal meyal :) Daha önce doğum yapanlarınız bilir ilk zamanlar bebeğin düzeni olmadığı için sizinde pek düzeniniz olmuyor hele ki bir de tecrübesizseniz benim gibi her saniyeniz ayrı bir macera oluyor. Daha önceden kabullendiğimiz gibi oldu evin Genel Müdürü artık Can OLGUN... O ne derse o... Uyuyalım diyor uyuyoruz. Yok ben bu gece nöbete tutacağım sizi diyor tamam diyoruz.

Can babasına benzeyen bir bebek, uyku konusunda bile.... Canı istemez ise uyandırmak öyle zor ki... Söylenen tüm yöntemleri deniyoruz. Altını açmak, soymak, gıdıklamak, ayaklarını sıkıştırmak... Uyumak istiyorsa benim oğluşuma hiçbir numara sökmüyor.

Uzun lafın kısası Can Bey ve ben gayet iyiyiz... Doğum hikayemizi yakın zamanda yazmaya niyetim var ama tabi Can izin verirse :)

20 Ocak 2013 Pazar

Annelik üzerine...


Annelik üzerine yazılmış çok güzel bir yazı.... Tüm anneler, hamişler ve anne olmak isteyenler için....




BEN ANNE OLMASAYDIM EĞER;
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.
Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.
ANNE OLMASAYDIM EĞER;
O küçücük ellerle renk...li kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.
Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.
Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.
Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.
ANNE OLMASAYDIM EĞER;
Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.
ANNE OLMASAYDIM EĞER;
Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.
Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.
Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.
Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.
ANNE OLMASAYDIM EĞER;
Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.
Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.
Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.
ANNE OLMASAYDIM EĞER;
Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.
Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.
38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.
ANNE OLMASAYDIM EĞER;
Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
SEN OLMASAYDIN EĞER; yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.
SEN OLMASAYDIN EĞER; ben asla "anne" olmayacaktım. Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım....

"ALINTI"