16 Ocak 2013 Çarşamba

Doğum Hikayeleri


Hamilelerin, anne adaylarının en çok merak ettiği şeydir doğum. Bilinmeyen bir süreç? Bu bilinmezlik bazılarımıza heyecanlı gelirken bazılarımız için korkutucu bir hal alabiliyor. Nasıl olacak? Normal mi? Sezaryen mi? Kaç saat doğum sancısı çekeceğim. Kaç kilo doğacak? Gecemi gelecek, gündüz mü? hepsi ayrı bir meraktır. Bu yüzden hamileyken bir sürü doğum hikayesi okuruz. Tanıdık tanımadık herkesin hikayesinde kendimizden bir şeyler ararız. Ben hamileliğim boyunca kaç tane doğum hikayesi okudum bilmiyorum. Önceleri sadece normal doğum hikayelerini okudum. Normal doğuracağım ya :) Doktor sezaryen dedi. Başladım sezaryen ile doğum yapanların hikayelerini okumaya. 

Sıra bana geliyor. Doğum sonrasında ilk fırsatta paylaşacağım doğum hikayemi. Ama sadece Can ile benim hikayem değil herkesin doğum hikayesi olsun istiyorum burada. Paylaşmak, kendi deneyimini anlatmak isteyen herkesin doğum hikayeleri. Paylaşacağımız her pozitif doğum hikayesi bir hamişe cesaret verebilir. Siz de doğum hikayenizi burada paylaşmak isterseniz bana yazın.
mineolcum@gmail.com 






14 Ocak 2013 Pazartesi

Hastane çantamız hazır :)


Can Bey'in kıyafetlerini dolabına, çekmecesine koyduk ama henüz yıkamadık. En son yıkansın ütülensin istiyorum. Nedenini bilmiyorum. Yıkandıktan sonra dolapta giyilmeyi daha az bekleyecek böylece daha temiz mi olacaklar diye düşünüyorum yoksa her şey hazır olursa Can Bey erkenden gelmeye kalkar diye mi korkuyorum bilmiyorum. Tabi durum böyle olunca doğuma giderken yanımıza alacağımız çantayı hazırlamamıştım. Ama son gördüğüm iki rüyada da acil doğuma gittiğimi ama hiç bir şeyimin hazır olmadığını görünce boşuna stress etmeyeyim kendimi, uykularım bölünmesin, ne gerek var şimdi kabuslara diyerek küçük bir hastane çantası hazırladım.

Hastane çantasını hazırlamadan önce en önemlisi doğum yapacağınız hastane ile görüşerek size sundukları imkanları bilmek. Gerçi ben bilmeme rağmen fazladan bir şeyler koydum. İnsan ister istemez onu da alayım bunu da alayım yapıyor. :) 

Acıbadem Bodrum'da görüştüğümüz hemşire "Bebeğiniz için biz herşeyi temin ediyoruz. Çıkarken illaha giydirmek isteyeceğiniz bir şey var ise onu getirin, bir de kendiniz için gecelik pijama getirin yeter dedi" ama tabi bunun araba koltuğu var, kış vakti battanıyesi, astronot tulumu var. Var da var anlayacağınız. Sonuç olarak bizim hastaneye götüreceklerimizi listeledim. Şimdilik hazır olan çantam bu kadar detaylı değil ama acil bir durumda bizi kurtarır ve benim stresli rüyalarımı engeller diye düşündüm.

Küçük Adam için;

  • 3 tane kısa kollu body
  • 3 tane patikli penye tulum
  • 3 çift çorap
  • 1 astronot tulum
  • 1 penye 1 polat battaniye
  • 1 penye bere

Benim için

  • 2 tane Gecelik
  • Pijama & Sabahlık
  • Kırmızı kurdeleli tacım :)
  • Emzirme sütyeni & çamaşır
  • Çorap & terlik
  • Göğüs pedi
  • Meme ucu kremi
  • Makyaj malzemesi
  • Saç fırçası, diş fırçası ve dış macunu
  • Hastaneden çıkarken giyeceklerim
Ve diğerleri
  • Bebek şekerleri
  • Hatıra defteri
  • Şarj aletleri
  • Fotoğraf makinası & kamera
  • Araba koltuğu
  • Babamız için kıyafet
Doğum sonrasında neyi kullandık neyi kullanmadık. Ah keşke yanımızda şu da olsaydı dediklerimizi paylaşacağım.

12 Ocak 2013 Cumartesi

Göbiş ile bebiş her türlü hareketimi engelliyor

Eğilip kalkamıyorum. Uzun süre ayakta kalamıyorum. Oturmak ayrı, kalkmak ayrı sorun. Yatmak uyumak bile çok rahat değil. Tam 15 kilo almışım hamileliğin başından beri... Göbiş ile bebiş her türlü hareketimi engelliyor. Cücü yokken bot bile giyemiyorum. Can bey izin vermiyor. Zaten hiç bir zaman zayıf bir insan olmadım ama bu sefer rekora koşuyorum. Ama nede olsa hamilelik bir kadının rahat rahat kilo alabileceği tek zaman tabi doktorunuz bu konuda sizi sıkmıyorsa. Ben bu konuda çok şanslıyım. Almila hanım hiç bir zaman ne yediklerim ne de yiyemediklerim konusunda beni sıkmadı. Aldığım kiloları "Alacaksın tabi hamilesin sen, verirsin emzirirken" diye karşıladı. Böyle doktora can kurban vallaha...

Bugün  yine doktordaydık artık abonmanımız var her hafta Cumartesi öğlen Clinic İnternational Bodrum'dayız...Ve ilk kez Nst'ye (NonStres Test) bağlandım. Yaklaşık yarım saat boyunca küçük adamımın kalp atışlarını dinledik Cücü'yle. Atlılar geliyormuş gibi dıgıdık dıgıdık dıgıdık :) Cücü için de benim için de çok keyifliydi. Benim için tek sıkıntılı yanı yarım saat boyunca sırt üstü yatmaktı.  



NST Nedir?  (NONSTRES TEST)

Bebeğin kalp atışlarının seyrini ve kalp atışlarının bebek hareketleriyle ve varsa kasılmalarla olan ilişkisini gözlemlememize yarayan testtir. Bu gözleme göre fetusun normal yada sıkıntı (distres) halinde olduğu anlamaya çalışılır. NST fetusun iyilik halinin saptanmaı için yapılan testlerden birisidir.



Sonra ultrasona girdik. Kocaman olmuş benim küçük adamım boyumuz 50,5 cm'i bulmuş, kilomuz ise 3103 gr. Bir haftada yaklaşık 200gr almış Can Bey. Bu gidişle doğuma kadar yaklaşık 3600gr olmasını bekliyor doktorumuz. Ultrason sonuçlarımız da Nst'de gayet iyi çıktı. Tepesi taklak da dönmüş oğluşum,  gerçi dönmese de olur. Keyfi nasıl isterse küçük adamın sonuçta her türlü sezeryan olacağız.  Doktordan sonra hastaneye uğradık. Hem oda görmek hem de hastane çantasını hazırlamadan önce nelere ihtiyacımız olduğunu öğrenmek için. Şu anda hastane çantamız neredeyse hazır :) Çantada neler mi var? Onları da yazacağım....




Çikolata sevenlere gelsin... Brownie :)


Bir kaç hafta önceydi, Nalan Abla yapmıştı bu brownieden. Daha eve girer girmez gözüme takıldı. İşte hamiş olma durumu bu. Gerçi brownie nerede olursa olsun takılır benim gözüme zaman mekan fark etmez.  Arkasından hemen tarifini aldım ama yapana kadar üzerinden baya zaman geçti. Bu akşam ki tatlı krizimize kısmetmiş.  Tarifi aşağıda bence sizin içinde zaman fark etmesin hemen yapın. Çoook lezzetli oluyor....




Malzemeler
  • 5 yumurta
  • 2 bardak şeker
  • 1 bardak sıvı yağ
  • 1 bardak süt
  • 2 paket kakao
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 3 bardak un
yumurtalar ve şekeri krema haline gelene kadar çırpıyoruz. Ayrı bir yerde  Yağ, süt, kakao ve vanilyayı çırpıp bu karışımdan 1 su bardağı ayırıyoruz. Daha sonra iki karışımı birlikte çırpıyoruz. En son unumuzu ve kabartma tozunu ekliyoruz. Yağlanmış borcama döküp 160 derecede önceden ısıtılmış fırında yaklaşık bir saat pişiriyoruz. Fırından çıktıktan sonra çatalla üzerine delikler açıp ayırdığımız 1 bardak karışımı döküyoruz veee buzz gibi bir bardak süt ile hemen bir parça yiyoruzzz...
Biz iki kişiyiz Can ve Ben :) o yüzden iki parça yedik....

Herkese afiyet olsun.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Özsüt Benim Pastam Yarışması Başvuruları Başladı!





 Benim Özsüt Pastam Yarışması düzenlenmeye başladığında ben de Özsüt'te çalışıyordum. Aylarca süren çok keyifli, çok detaylı bir organizasyon. İlk iki senesinde organizasyonunda yer aldım. Eskiden çalıştığım firmanın bir organizasyonu olmasının dışında çok emek verdiğim bir proje olmasından dolayımı yoksa her ikisinde de çok keyifli zamanlar geçirdiğim için mi bilinmez benim için çok önemli. Gerçi her ikisinde de organizasyon günü yaklaştıkça gördüğüm kabuslar, uykusuz geceler çoğalsa da sonuç güzel olunca her şeye değiyor. Şimdi gülümseyerek hatırlıyorum o kabusları :)

Geçen sene ne kadar çok finale gitmek istesem de ancak internetten takip ettim finali. Yarışmanın bu sene 4.sü düzenleniyor. Başvurular da bugün (07 Ocak 2013) başladı. Son başvuru tarihi 15 Mart 2013. Başvurmak için Özsüt'ün sitesine üye olmanız gerekiyor. Başvuru için tık tık... 


Büyük ödül 5000 TL

4. Benim Özsüt Pastam Yarışması'nın kazananlarını ise birbirinden değerli ödüller bekliyor. Yarışmanın birincisi tam 5.000 TL'nin sahibi olacak. Ayrıca yarışmanın ikincisi 3.000 TL, üçüncüsü ise 2.000 TL ile ödüllendirilecek. Ayrıca derece alan pastalar Özsüt vitrinlerinde yerini bulacak.

Bu "tatlı" heyecanı yaşamak için ise tek yapmanız gereken Özsüt'ün sitesine üye olmak ve formu doldurarak, pastanızın tarifi ve fotoğrafı ile birlikte başvuru yapmak. Ön elemeyi geçen 10 pastacı adayı, 13 Nisan 2013 tarihinde birbirinden renkli juri üyeleri karşısında İstanbul'da düzenlenecek olan finalde yarışmaya hak kazanacak. Keşke bende orada olabilsem ama Can Bey henüz çok küçük olacak. 

Finalde yarışacak olan pasta tutkunlarının isimleri 1 Nisan 2013 tarihinde www.ozsut.com.tr  ve www.facebook.com/Ozsut  adresinden duyurulacak. Yarışmaya katılım şartları için tık tık...



4 Ocak 2013 Cuma

Son 30 gün...


Bugün 35. haftayı tamamladık, 36 dan gün almaya başladık. 
Günler geçtikçe artık oturup kalkmak daha zor. Özellikle akşamları braxton hicks kasılmalarım oluyor. Geceleri uyumak desen bazen çok kolay bazense çooook zor. Ama en zoru sabahları uyanmak. Cücü gittikten sonra bir uyuyorum öğlen kendimi zorla yataktan kaldırmazsan akşama kadar yatacağım. Geceleri uyuyamamakta sanırım günlerin hızla geçiyor olması da etkili :) Her geçen gün heyecanımız biraz daha artıyor.  Akşam üstü doktorda randevumuz vardı. Babaannemiz de geldi hep beraber doktora gittik. Minik adam 2901 gr olmuş. Artık  her hafta doktora gidip Can'ı göreceğiz. :) Bir daha ki ziyaretimiz haftaya Cumartesi.

Geçen haftaki ziyaretimizde oğluşum yanlamış yatıyordu. Keyfi pek yerindeydi. Bu hafta gittiğimizde kafası sol kaburgamın altındaydı. Zaten gitmeden önce yaptıklarından ve nefesimi kesmesinden yan yatmadığı belliydi.  Plasentanın önde olması  -ki zaten bunu bir kaç haftadır biliyorduk- dışında her şey yolundaymış.  Plasentanın önde olması dolayısıyla kendimizi sezaryene hazırlamaya başladık, zira başka şansımız yok. Kilosu boyu iyi, hareketleri normal, suyu yeterince var, hop hop hopluyor içimde. Şimdilik doğum için Şubatın ilk haftasını öngörüyor doktorumuz tabi Can'ın canı tez çıkmaz erken gelmeye kalkmazsa. Şubatın ilk haftasına 1 ay kaldı böyle söyleyince daha vakit varmış gibi geliyor ama son 30 gün deyince insanın hem gözü korkuyor hem heyecanı katlanıyor. 


1 Ocak 2013 Salı

Turunçilata :)

Sabah gözümü portakal diye açtım. Ehh gözünü portakal diye açan kişi 35 haftalık hamiş olunca kocası ekmek simit almaktan gelirken bahçeden portakal da toplar :) Ama küçük bir sorun var. Mandalin portakal dolu bahçemize ayıp olmasın diye  3 - 5 tane de turunç ağacı da dikmişler. Eee benim sevgili Cüncün'üm ayırt edememiş o yağmurda portakal diye turunç toplamış. Bu sayede yeni bir şey denemiş olduk. Limondan limonata oluyorsa Turunçtan da TURUNÇİLATA olur :) Bu da benden uydurmasyon bir tarif ve isim. Sonuç; güzel, hafif ekşi, oldukça lezzetli bir içecek oldu. Yaz günleri için daha da güzel olabilir.

  • 1 ölçü turunç suyu
  • 1 ölçü şeker
  • 1/2 ölçü su
  • Bol buz ve soğuk su


Turunçları sıktıktan sonra ne kadar kadar çıktıysa bir o kadar da toz şekerle karıştırıp şekeri eritin. 
Yarım ölçü de su ekleyerek bir taşım kaynatın.
Daha sonra tel süzgüden geçirin ve bol buz ve soğuk su ile çoğaltın. 
Ne kadar su ve buz ekleyeceğiniz sizin damak tadınıza kalmış. 
Soğuk olarak için.
Afiyet olsun....

Kış vakti buz gibi içecek nasıl olacak diyenler için 2 ayrı teklif;



  • Bu karışımı su ile karıştırmadan soğutun Vokta ve buz ile servis edin :)
  • Su ile karışmadan buzluğa atın yazın çıkartır Turunçilatanızı yaparsınız :) 
Laf aramızda voktalı olan pek hoş olur bence ama uzuuunnnn bir süre daha içemeyeceğim sanırım.




28 Aralık 2012 Cuma

Minnie Mouse Bardak Altlıkları



Yılbaşı öncesi sevdiklerine  kendi eliyle hediye hazırlamak isteyenler için küçük bir öneri. Keçeden yapılmış bardak altlıkları. Bugün Sera'nın doğum günüydü ben onun için Minnie Mouse şeklinde yaptım. 


İhtiyacınız olacak malzemeler


              1. İki farklı renkte keçe (biri kalın biri ince)
              2. İğne iplik
              3. Silikon tabancası
              4. Karton
              5. Kalem
              6. Makas
              7. Sabun
              8. Kalıp çizmek için yuvarlak mutfak eşyaları :)


Öncelikle ince kartondan kalıp hazırladım. Kalıp için   bir büyük iki küçük yuvarlak çizebilecek herhangi bir eşya bulun.Ben bir bardak ve  küçük yuvarlak kurabiye  kalıbı kullandım. Kalıp için kartona önce bardakla bir daire çizip daha sonra küçük kurabiye kalıbı ile kulaklarını çizip kalıbı kestim.


Daha sonra siyah kalın keçe üzerine kalıbımı koyarak sabunla çizdim ve kestim. 
Fiyonklar için kırmızı ince keçe kullandım. Dikdörtgen şeklinde kestiğim küçük kırmızı keçeleri tam ortadan siyah iplikle teğelleyerek ortasından boğup bağladım.

Hazırladığım fiyonkları silikon ile yapıştırdım.

Daha büyük boyda kalıp hazırlayarak amerikan servis de yapabilirsiniz. Farklı renkler ve şekiller keserek kendi bardak altlıklarınızı yapabilirsiniz.

Kolay gelsin





26 Aralık 2012 Çarşamba

Bir valizle gidip bagaj - arka koltuk dolu geri gelmek

Dün akşam döndük evimize cuma'dan beri yokuz. Bugün sanki pazartesi bizim için :) Yine öğlenlere kadar uyudum. Kalktığımdan beri de hiç birşey yapmadım. Uzattım ayakları oturuyorum. Yorulmuşum biraz galiba ama çok güzel geçti İzmir. Cuma akşamdan İzmirdeydik, cumartesi günü Karabağlar, pazar Foça, Pazartesi Kemeraltı ve Salı dönüş. Hızlı, keyifli, eğlenceli bir seyahat oldu. Herkesi çok özlemişiz.

Cücü her İzmir'e gidelim dediğinde yol gözümde uzuyor da uzuyordu. Cuma akşamı git, pazar dön. Artık 8. ay bitti, 9'un içindeyiz 33+5 bugün yazın bile gidip gelirken yoruluyordum, şimdi nasıl olacaktı bilemiyordum. Ama dönüşte belimin ağrımasını saymazsak tahmin ettiğimden daha kolay oldu. Her zamanki gibi bir küçük valiz ve bir sırt çantası ile gidip bagaj ve arka koltuk dolu olarak döndük  :) Ama bu sefer bahanemiz var bebişe alışveriş yaptık. 

Karabağlar'da adım adım

Marin temalı bir bebek odası yapmak istiyorduk. Mobilyamız için uygun kulpları seçmiş ama Baumax'ın hiç bir mağazasında yeterli sayıda bulamamıştık. Karabağlar'da bulursunuz orada bir sürü yer var diyenlere inanarak Cumartesi günü düştük yola. Karabağlarda bizi çok şahane adım adım ilerleyen bir trafik karşıladı.  Karabağlar'da ne kadar kulp satan mağaza var ise gezdik ama gönlümüze, gözümüze hitap eden  hiç bir şey bulamadık. Cumartesi tüm öğleden sonramızı Karabağlarda geçirdik ama sonuç yok derken içimden bir ses ilk beğendiğimiz kulplar için Baumax'ı tekrar aramamı söyledi. Gelmiş :) istediğimiz kulplar stokta yoktu ama gelmiş.Zaten en çok onları sevmiştik :) Avcılar mağazasına havale yapacağız ve onlar bize kargo ile gönderecekler. Süpeeerrr :) Bizim için yorucu bir gün oldu ama olsun sonucu güzel oldu. Hem aklımızda keşke baksaydık diye kalmaz artık tüm modelleri biliyoruz ve bizim zevkimize göre en güzelini bulduk.

Hem İkea hem Kemeraltı aynı gün olmaz

Pazartesi günü bizim için hem çok yorucu hem de çok keyifliydi. Anneanne ve babanemiz Önce İkea'ya oradan Kemeraltı'na gittik. Evet biliyorduk ikisi aynı anda olmaz çok yoruluruz ama işte ben istedim ya kimse de olmaz demedi kırmadılar beni. Takıldılar peşime o dükkan senin bu dükkan benim gezdik. Eksik listemiz  hazır son alışverişi yaptık.  Günün sonunda listeyi kontrol etmek istediğimizde cep telefonumun şarjı bittiği için listeyi göremedim ve pek tabi bir şeyler unutuldu. Olsun hala bir aydan fazla zamanımız var.

İkea'dan oğluşun odası için kırmızı halı, aylar önce beğendiğimiz cibinliği, lastikli çarşaf, alez  aldık. Önceden alacaklarımı belirlemiştim çünkü her seferine Cücü öflemeye püflemeye başlıyor ben her şeyi mıncıklarken. Ama bu sefer öyle olmadı ciddi anlamdan İkea'dan hem alışveriş yapıp hem de  en kısa sürede çıkma rekorumu kırdım. Oradan Kemeraltı'na geçtik. Asıl sınavımız oradaymış meğersem Kemeraltı'nda ve civarındaki bildiğimiz bütün otoparkları gezdik. Hiç birinde yer olmadığı gibi hepsinin önünde de biri çıkarsa diye sıra vardı. Konak İskelesi'nin yanındaki otopark ve Kemeraltı'ndaki çok katlı otopark (galiba 8 katlıydı orası) buna dahil. 
Kemeraltı alışverişimiz yaklaşık 45 dakikalık otopark arama işkencemizin sonunda Cüneyt'in bizi indirip arabayı Fuar'a park etmesiyle sonunda başladı. Kemeraltı'nda geçirdiğimiz yaklaşık 4 saat içerisinde perdelik kumaş, yatak kenarı için kumaş, sünger ve elyaf, bebek şekerleri için kurdela, hatta birde evimize masa örtüsü yapmak için Cücü'nün çok sevdiği pop art desenli kumaşlardan aldık.  Tabi bu arada tabi ki de Cücü ile fikir ayrılıklarına düştük. O beğendi benim hayal ettiğim gibi değildi. Ben beğendim onun içine sinmedi. Ama sonunda karnımız doyunca ikimizde doğru yolu bulduk. Meğerse bütün sorun açlıkmış :) Bu konuda  Hisarönü'nde yatık döner yapan bir yer var orası imdadımıza yetişti. Şiddetle herkese tavsiye ediyorum çok lezzetliydi ya da biz çok açtık. 

Kemeraltı'ndan çıktığımızda hepimiz çok yorulmuştuk. Ama değdi çok güzel şeyler aldık. Odamız tamamlanınca hepsini paylaşacağım.

Kızlara hep kıyak

Hep söylüyorum yine söyleyeceğim, bu bebek eşyaları, aksesuarları, kıyafetleri konusunda kız bebişlere hep torpil geçmişler. Erkek bebekler için seçenekler çok kısıtlı, kızlar da ise hep daha çok seçenek var. Benim gibi hazır perde, uyku seti istemeyen, odanın kulplarını seçmek isteyen olursa şu anda tüm alternatifleri aşağı yukarı biliyorum. Yardıma hazırım.



18 Aralık 2012 Salı

Müge Hanım'ın Vişneli Kek'i

Kek dediğin kakaolu olur ne o öyle meyveli filan?!!!! 
Bunu diyen benim ve blogum için seçtiğim ilk tarif  Vişneli Kek.  Cücü'nün hamur işi merakı ve meyveli kekleri sevmesi ile hayatta böyle değişiklikler oluyor.  Ee birde hamiş olup sabah uykuları tatlı gelmeye başlayınca eşime sabah kahvaltıları için hafta içi kek, poğaça yapıyorum. Bu sefer değişik bir şey olsun, aaaa evde vişne var diyerek internetten bakıp yapmaya karar verdiğim bu tarif iş dolayısıyla da tanışma imkanı bulduğum Hünerli Bayanlar blogunun yazarı Müge Hüner'e ait. Sadece benden küçük bir ekleme var. Gerçekten onun da söylediği gibi nemli, yumuşacık bir kek. Mutlaka siz de deneyin :)

Not: Cücü bu keke bayıldı. Son dilimi yerken yenisini ne zaman yapacağımı soruyor :)



Malzemeler
  • 3 Adet Yumurta
  • 1,5 Su Bardağı Şeker
  • 1 Su Bardağı Sıvı Yağ
  • 1 Su Bardağından 1 parmak az Süt
  • 1/4 bardak vişne suyu(konserveden çıkan vişne suyundan
  • 3 Su Bardağı Un
  • 1 Paket Kabartma Tozu
  • 1 Paket Vanilya
  • 20 adet kadar vişne (ben konserve kullandım)
Yapılışı
  • Oda sıcaklığındaki yumurta ve şekeri, vanilya ile birlikte, şeker eriyip, karışım krema kıvamına gelinceye kadar çırpın.
  • Süt ve yağı ekleyip, biraz daha çırpın.
  • Un ve kabartma tozunu karışımın üzerine eleyin ve çok az çırpın.
  • Kare veya dikdörtgen bir borcamın tabanına yağlı kağıt serin ve karışımı borcama dökün.
  • Üzerine ikiye böldüğünüz vişneleri dizin.
  • Önceden ısıtılmış, 180 derece fırında pişirin.
Afiyet olsun...