29 Mayıs 2013 Çarşamba

Kabak sıyırma

 
Annem zeytinyağlı kabak yapalım dediğinde çok da güzel bir fikir gibi gelmemişti Ne Cücü ne de ben kabak sevmiyoruz. Kabak sadece mücver olduğunda bizim ağzımızı sulandırıyor çünkü. Yine de yaptık, ben 1 kaşık yerim dedim. Cücü tadına bakmaya bile yanaşmadı ta ki ben aldığım bir kaşığı yiyip tabağımı kabakla dolduruncaya kadar :) Israrla Cücü'ye de yedirdim. En son ikimiz yemeğin son lokmasını paylaşıyorduk. Hafif ekşili oldukça lezzetli bir yemek oldu. Tarifi benden denemesi sizden.... Denedikten sonra yorumlarınızı bekliyorum.


Malzemeler
5 adet kabak
4 adet taze soğan (yeşillikleri ile birlikte)
1/4 demet dereotu
2 diş sarımsak
Zeytinyağı
Yarım limon
1 yemek kaşığı pirinç
Şeker
Tuz

  • Öncelikle kabakları kabukları dahil soyma aleti ile çekirdekli yerine kadar soyun
  • Taze soğanları 2 - 3 cm kalınlıkta kesin
  • Limonun kabuğunu soyup küp küp doğrayın
  • Büyükçe bir tencereye zeytinyağını, tuzu ve 1 adet küp şekeri koyun. Zeytinyağının ve tuzun miktarını kendi damak zevkinize göre ayarlayın. Yağ biraz ısındıktan sonra kabakları koyun ve kabaklar sararıncaya kadar kavurun. Daha sonra limonu ilave edin ve karıştırmaya devam.  1 - 2 dakika sonra taze soğan, sarımsak ve dereotunu ilave edin. En son pirinci de ekleyip 1 çay bardağı da su koyun ve en kısık ateşte 15 dakika pişirin. Her zeytinyağlı yemek gibi soğuk olarak servis edin. Hatta ertesi gün daha güzel oluyor.

23 Mayıs 2013 Perşembe

Min&Cün&Can Ankara'daydı.


İlkler dolu seyahatimize gittik, geldik bile. Günlerce bekledik ama hemencik geçiverdi. Cuma akşamı çıktık yola, uçağımız 22:15 idi. Pegasusla gittik. Önce en arka taraftan yer verdikleri için keşke önden olsaydı hızlıca çıkardık uçak inince diye düşündüm ama arkada olunca yanımızı boş bıraktılar. Rahat rahat oturduk ve rahat rahat emzirdim Cancan'ı kalkışta, inişte emzikle idare etti. Zaten uyuyordu. Yola çıkmadan önce Çocuk doktorumuz Sibel Kılıçaslan'ı aradım. Cancan'la ilk uçak yolculuğumuz için bize önerilerini istedim. Hepimizn bildiği gibi kulakları tıkatıpta ağlamasın diye inişte ve kalkışta emzirmeyi yada emzik vermeyi önerdi. Ama şunu da ekledi "çocuk uyuyorsa emzireceğim diye sakın uyandırma bırak uyusun" Bir de uçağa binmeden önce burnunun tıkalı olmamasını tembihledi. İlk uçak seyahatimiz ben ve Cancaniçin gayet güzeldi. Babamız için ise girdiğimiz tirbülans pek hoş bir anı olmadı. Ama daha önceki uçuşumuzu hatırlayınca Cücü'nün de uçuş konusunda baya yol katettiğini söyleyebilirim.

Uçaktan inince önce Ego'ya binmek için bekledik. Meğersem o saatte Ego yokmuş, sonra Havaş'a binmeye çalıştık. Yaklaşık 45 dakika sonunda gelen 3. Havaş'a binmeyi başardık. Havaş'tan sonrada taksiye bindik ve Ceren kuzumun evine ulaştık. Bu arada bebek arabamız kafayı yiyip kapanmamayı tercih etti. Baya bir uğraştırdı bizi :) Ceren kuzum kucağında Merih ile karşıladı beni. Öyle garip bir his ki... 10 yıl sonra ikimizde evli kimizinde kucağında birer bebiş... Nasılda geçmiş yıllar... Daha kapıda gözler doldu... Öyle özlemişiz ki birbirimizi... Ama sanki geçen ay bir aradaymışız gibi yakındık hala...Yıllar bizim dostluğumuzu eskitememiş. Bir de Seduşumuz olsaydı yanımızda ne güzel olurdu. o gece 4 buçuğa kadar oturduk Ceren'le saati fark etmesek sabaha kadar da otururdukta sabah erken kalkacak iki bebek vardı içeride uyuyan onlar için biraz uyumak lazımdı.

Ertesi gün Can ile Merih'i tanıştırdık. Henüz birlikte oynayacak kadar büyümediler ama olsun. Merih oğlumu gördükçe sevinç çığlıkları attı. Bence sevdi oğluşumu. Öğlen azıcık vakitte Anıtkabir'e gittik. Ben 6 yaşındayken gitmiştim Anıtkabir'e hayal meyal hatırlıyordum. Ama öyle kalabalıktı ki doğru düzgün gezemedik. Zaten Anıtkabiri'i hakkıyla gezmek için 1 tam gün lazım. Bir daha ki Ankara seyahatimizde yeniden gideceğiz inşallah.

Akşam düğün için JW Marriot Oteldeydik. Oğluşum çok yakışıklıydı. Anneannesiyle birlikte oğluma düğün için tamda istediğim gibi bir smıkin hazırladık. Tabi adı smokin kendi değil :) Düz beyaz bir tulum aldık boynuna saten bir papyon diktik. Üzerine de siyah yakası satenlı bir yelek giydirdik. Çok yakışıklı oldu benim oğlum. Rahat uyuyabilsin diye tulum konusunda çok ısrarcı oldum. Rahat uyusun diye düşünürken kapalı mekandaki bir düğünde o gürültüde çocuk nasıl olacakta uyuyacaktı hiç düşünmemiştim. Neyse düğünler her zaman olmaz üstelik bu halamızın düğünü bir gece uykusuz kalacaktık. Yapacak bir şey yoktu. Biz tamda böyle düşünürken oğlumuz bize sürpriz yaptı ve uyudu. O uyuyunca ben endişe yapmaya başladım. Biz koca koca insanlar böyle çok gürültülü yerlerden sonra kulaklarımız uğuldardı. Bunu düşününce sesi nasıl azaltırım diye düşündüm. Gülmek, dalga geçmek yok :) anlatıyorum. Önce garsondan pamuk istedim. Sağ olsunlar buldular, kulaklarına tıkadım Cancan'ın. Eee uyurken bir sağa çevirdi bir sola çevirdi kafayı pamuklar düştü tabi. Bir de kafasını pamukların üzerine koyunca garsondan bir daha istemeye utandım. Ne yapayım  ne yapayım derken aklıma çantamdaki yedek kıyafetler geldi. Hemen tulumu çıkardım kulaklarını kapatacak şekilde kafasının üzerinden geçirdim. Biraz olsun sesi engellemiştir sanırım. Onbir buçuk gibi oğlum isyan etti ve kalkmak zorunda kaldık. Ama 3 üç buçuk aylık bir bebekle bu bile büyük başarı bence.

Ertesi gün pazar kahvaltısı ve Ankara'da küçük bir gezme. Hep beraber Tunalı'ya gittik. Ne kadar uzun zaman olmuştu arkadaşlarla dışarı çıkmayalı ve hatta Can doğduğundan beri ilk defa bir bebekli aile ile dışarı çıktık birlikte. Ama gün çabuk bitti, dönme vakti geldi. Uçuş tam da Cancan'ın uyku saatine denk gelince ve oğluş biraz fazla yorulunca Uçağa bindiğimiz ilk 10 dakika uçaktaki herkese dar ettik oraları ama sonra ben kazandım. Oğluş uyudu.

Kimi bebek gittiği yerde eziyet edermiş annesine, kimisi dönünce evde. Cancan ikinci gruba dahil. Çok çok güzel bir haftasonu  geçirdik. Düğünde bile sorun çıkartmayan oğlum eve döndükten sonra çıldırdı. Geldiğimizden beri çığlıklar ve ağlama krizleri ile uğraşıyoruz. O kadar çok ağladı ki Salı sabahı Cancan'ı doktora götürdük.  Doktorumuzun Cancan'a koyduğu teşhis edepsizlik ve şımarıklık. Hava değişiminden olmuş, Ankara'yı Ceren teyzesinin evini sevmiş oğlum, döndük diye kızmış. Nasıl sevmesin Ceren Teyzesinin evini. Ceren kuzu her şeyi düşünmüş. Odamıza park yatak açmış, çeşitli kalınlıklarda örtüler koymuş, ıslak mendilimizi, alt açmamızı bile düşünmüş. Çok teşekkür ederiz Ceren Teyzeee ve Nalbantoğlu Ailesi :) En az evimizdeki kadar rahat ettik. Doktorumuz birkaç güne düzelir dedi ve bize günde birkaç ölçü sabır yazdı bana. 


Püfçük noktaları


  • Sararan mermerlerinizin üzerine önce bir miktar karbonat daha sonra bir miktar  sirke yada limon suyu dökün. Bir süre beklettikten sonra fırça yada süngerin yeşil tarafıyla ovun.
  • Kırmızı, bordo gibi renk ojeler silerken ellerimize bulaşır ya işte size çözüm. Kaçan bir kilotlu çorabınızdan bir parça kesin ve pamuk yerine onu kullanın: ben denedim. kesinlikle işe yarıyor.
  • Enginar ayıklarken ellerinizin kararmaması için ayıklamadan önce ellerinizi limonla ovun

Püfçük noktası


Biliyorum bazılarınız benden ilk uzun seyahatimiz, uçak yolculuğumuz ile ilgili bir yazı bekliyor. Ben de yazmayı çok istiyorum. Hatta başladım dün gece ama yazamadım. olmadı orasından tuttum. burasından çekiştirdim istediğim gibi olmadı. Bu gece tekrar oturacağım başına Cancan uyuduktan sonra. Gündüzleri yazamıyorum çünkü Cancan döndüğümüzden beri biraz huysuz yavaş yavaş eski haline dönüyor. Şimdi arabasında melek gibi uyuyor mesela :) 
Ne diyordum??? Siz seyahat yazısı bekliyorsunuz ama ben artık yeni öğrendiğim yada kullandığım püf noktalarını sizinle paylaşmak istiyorum. Her yeni püf noktasını üste yazacağım hepsi bir yazıda toplanacak. Öğrendikçe aklıma geldikçe paylaşacağım. Bugünün püf noktası kırmızı, bordo renk ojeleri dağıtmadan silmekle ilgili haydı tık tık...

16 Mayıs 2013 Perşembe

Yolculuk zamanı Ankara yolcusu kalmasın...

Bu haftasonu ilklerle dolu bir haftasonu olacak. İlk kez uçağa binecek Cancan. İlk kez Ankara'ya gidecek. İlk kez uyku saatinde dışarıda olacak. İlk kez bir düğüne gidecek. Ve ilk kez düğün gibi kalabalık bir ortama girecek. Bu ilkler beni hem çok heyecanlandırıyor hem de endişelendiriyor. Nasıl olacak? Nasıl tepki verecek? Uçakta huysuzluk edecek mi? Düğünde ne yapacak?  Düğün için kıyafetimiz hazır beyaz bir tulum üzerine siyah yelek giyecek oğluşum ve papyon takacak :)

Tüm bunların dışında bu hafta sonu için beni heyecanlandıran bir başka konu daha var. Ceren kuzusu ve Merih Sincabının evinde kalacağız. O kadar çook ve uzun yıllar geçti ki Ceren'i görmeyeli.  Ankara'ya gideceğimiz belli olduğundan beri ikimizde gün sayıyoruz.  Son 24 saat kuzucuk yarın akşam bu saatlerde sizin evdeyiz.

Ankara seyahatimiz için tık tık

3 Mayıs 2013 Cuma

Cancan büyüdü... 3 aylık oldu.

1 mayıs'ta 3. ayımızı doldurduk ve bugün aylık kontrolümüz için doktorumuz Sibel Kılıçaslan'ın muayenehanesindeydik. Bir kaç gündür Cancan'ı nasıl giydirmeliyim sorusunu kendime hep soruyordum. Doktorumuz da kapıda bizi görür görmez üstümüz kalın olmuş dedi. Yok yok yelek filan yoktu oğluşun üzerinde; uzun kollu bir tulum vardı. Doktorumuzun uyarısı ile yarından itibaren şortlarımızı giymeye başlıyoruz.
Kontrolümüz gayet güzel geçti. Cancan'ın 62 cm olmuş ve 800 gr almış, 6530 gr olmuş. 800 gr önce bana az gibi geldi ama doktorumuz normal olduğunu geçen ay 1700 gr almasının fazla olduğunu söyledi.  Bu şekilde kilo almaya devam ederse 6 aya kadar sadece anne sütüyle devam edebilirmişiz. Upuzunnnn bir soru listesiyle gittim doktora. Sibel Hanım hiç sıkılmadan saçmaladığımı düşünmeden cevapladı tüm sorularımı. Ya da saçmaladığımı düşünse bile çaktırmadı bana kibar kadın. Şimdi bende sizlerle paylaşıyorum ki belki sizlerinde aklına takılan şeyler vardır.

Burun kemiği
Bir iki hafta önce Cancan'ın burun kemiği bir değişik geldi gözümüze sanki kemer çıkıyormuş gibi. Sorduk. Bu kadarcık bebeklerde kemer filan olmazmış bizim hüsnü kuruntumuzmuş.
Göbek deliği
Göbek deliğinin içinde siyah bir şey varmış gibi Cancan'ın. Ne olduğunu sorduk; bebeğin saç rengi koyu olunca göbek deliğinin içi de koyu renk olurmuş.
Soğuk eller
Yeni doğduğunda hemşireler bebeklerin periferik dolaşım sisteminin tam gelişmediği için elleri ayakları soğuk olabilir demişlerdi ama hala soğuk oluyor Cancan'ın elleri. O da normalmış.
Kıyafet
Artık şortları, tshirtleri giydirmeye başlıyoruz. Boğum bacaklar kollar piyasaya çıksın :)
Güneş kremi
Doktorumuz güneş kremi olarak Daylong'u önerdi. Daylong'un en önemli özelliği günde sadece 1 kez uygulanması yeterli, tekrar etmek gerekmiyor gün içerisinde.
Oda sıcaklığı
Gece odanın sıcaklığı balkon kapısını kapatınca 24 - 25 dereceye çıkıyor napalım dedik. Bebişin üzerine esmeyecek şekilde kapı yada cam açın dedi. Ben hala gece bu şekilde üşütürmüyüz diye ürküyorum. Ama bizim evde doktorun sözünün üzerine söz söylenmez.
Sinek ilacı kullanımı
Sineklere karşı sadece ve sadece cibinlik kullanın dedi doktorumuz. Çok fazla sinek problemi var ise tablet ilacı bebeği odaya yatırmadan önce açın, o odaya gelmeden öncede kapatın dedi. Ben daha önce jokerden radarcan diye bir alet almıştım. Oda fişe takılan ve ilaçsız, ultrasonik ses dalgalarıyla çalışan bir alet. Böyle söyleyince çok uçuk ve saçma geliyor ama doğru. :)
Alkolsüz bira
Eee onu zaten içeceksin dedi doktorumuz süt yapar. :) Artık alkollüsünü  emzirmeyi bırakınca.
Bumbo;
Doktorumuz bumboyu benden duydu. Fotoğraflarına baktı eğer tam 90 derece oturma olmuyorsa  kullanabilirsiniz dedi. Doktordan sonra hemen Mothercare'e gittik bumbo deneyelim diye ama kalmamış :(
Sünnet durumu
Sünnetimiz gayet güzel olmuş ben pipisinin üzerinde sarı sarı tabakalar oluşunca baya bir ürkmüştüm ama normalmış. Ayrıca canı acıyacak diye endişe ediyorduk, hiç acımazmış rahat olun dedi doktorumuz.
Uyku ve emme düzeni
Gündüzleri 3 saatte bir emzirmeye devam uyuyor olsa bile uyandıracağız ki gece uykusundan çalmasın. Gece ise uyanmazsa bırakın 8 - 10 saate kadar uyuyabilir onayını aldık. Gerçi ben bu onayı almadan öncede gece bırakmaya başlamıştım oğluşu dilediği gibi uyusun diye. Son hafta sabah 6'ya kadar uyuduğu oldu ama iki gecedir uyanıp emmek istiyor. Keyfi nasıl isterse Can Bey'in patron o :)

Bu kadar soru sorup çocuğun yüzünde çıkan kırmızı bencikleri ve konakları sormayı unuttum. Konağa zeytinyağından başka tavsiyesi olan var mı?

Not: Doktor sonrası Oasis'teydik. Bebek arabası ile hareket kabiliyetimiz orada da kısıtlı. Turgutreis sokakları ve Midtown AVM'de de olduğu gibi. Detayler bir sonraki yazıda.

26 Nisan 2013 Cuma

Euro Challange Final Four - Maç Menüsü

Bu akşam maç akşamı Euro Challange Final Four biraz önce başladı. İlk maç BCM Gravelines Dunkerque ile Krasnye Krylia arasında. Şu anda TRT 3'te canlı yayınlanıyor. İkinci maç ise saat 20:00'da Karşiyaka ile Ewe Baskets Oldenburg arasında oynanacak. TRT 3 bu maçı da naklen verecek. Basketbol seven herkes ekran başına. Kupayı almak için çıktık yola, takımımız çok iyi, taraftar desen onlar hazır asker her daim. Kaf kaf kaf Sin sin sin Kaf sin Kaf sin Kaf. Euro Challange maçları boyunca Pınar Karşıyaka 15 maçta 12 galibiyet aldı. İnşallah bu akşam ki maçı da alığ pazar akşamı kupa için oynayacak. İşte o gece bizim ev yıkılır :) Bu akşam da yıkılır da pazar akşamı çok daha fena :) Euro Challange maçları akşam tam yemek saatine denk gelince bizde maç günleri için maç menüsü hazırlamaya başladık. Masa kurmadan oturduğumuz yerde yiyebileceğimiz sandviç, patates, hamburger, pizza gibi şeyler yaptık. Eee bu akşam da maç akşamı olduğuna göre maç menüsü var akşama evde.

Karışık Pizza
Yıldız yufkalı sosisler
ve Bira :) (bana tabiki bira yok ama olsa fena olmazdı.)

Karşıyakamıza başarılar dileyerek tarifleri paylaşmaya başlıyorum.

Karışık Pizza

Hamuru için
2,5 bardak beyaz un
1 silme tatlı kaşığı tuz
1 paket instant kuru maya
1 tepeleme tatlı kaşığı yoğurt
1 yumurta sarısı
1 bardak su
3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı

(2 adet mini fırın tepsisi için)
Sosu:
2 diş sarımsak
1 bardak su
1/2 tatlı kaşığı biber salçası
1 tepeleme tatlı kaşığı domates salçası

Salçaları dövülmüş sarımsaklar, tuz, karabiber ve su ile kısık ateşte 5 dakika pişirin.

Üst malzeme
Evde ne var ise salam sosis, mantar, biber, sucuk....vs ne bulursanız. Ben sosis, peynir, sucuk, salam kullanacağım. 


Un, tuz ve mayayı bir kapta karıştırın. Başka bir kapta da Oda sıcaklığındaki suyu, zeytin yağını, yoğurdu ve yumurta sarısını karıştırıp un ile birleştirin. 10 dakika kadar yoğurun. Hamur çok ele yapışıyorsa biraz daha un alabilirsiniz ama oldukça yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. Hamur hazır olduktan sonra kapaklı bir kaba koyup  1 - 2 saat kadar bekletin. daha sonra yağlı tepsiye elinizle açarak yerleştirin ve üstüne  sırasıyla, domates sosu, peynir ve diğer malzemeleri koyun. Siz üst malzeme için farklı şeyler de tercih edebilirsiniz. Örneğin; mantar,  biber, kabak ve mısırla vegeteryan pizzada yapabilirsiniz. 

220 derecelik fırında yaklaşık 10 - 15 dakika pişirin

Yıldız Yufkalı Sosisler
 Çok basit ama bir o kadar da sunumu güzel bir tarif bu. Sosisle yapabileceğiniz gibi köfte, patlıcan, kabak ile de yapılabilir. Böylece köfte yada sebze yemeyen çocuğunuza torununuza yedirebilirsiniz. Ben yaparken en küçük boy kurabiye kalıbı kullandım. Eğer yok ise siz bir kola şişesinin kapağını da kullanabilirsiniz. Eğer sebze ile yapacaksanız yuvarlak kestiğiniz sebzeleri de sonradan şekilli kalıpla keserseniz çok daha güzel gözükür.



Malzemeler:

Birkaç tane sosis
2 adet yufka

Yufkayı dörde hatta beşe katlayın daha sonra kalıp ile kesin. Sosislerinizi de dilimleyin. Daha sonra önce yufka daha sonra sosis şeklinde dizin en baş ve en sonda yufka denk getirin, ve kızgın yağda kızartın. Bu kadar basit.

Bugün pişmiş hallerinin fotoğraflarını koyamıyorum çünkü henüz pişmediler ama pişer pişmez çekip koyacağım. Ya da Can can ilk izin verdiğin de. Şimdi nasıl mı yazıyorum. Can babaannesiyle bahçede geziyor.

Afiyet olsun.




25 Nisan 2013 Perşembe

Cancan oyun grubunda



Üçüncü ayımızın bitmesine bir kaç gün kaldı. 1 Mayıs'ta tam 3 aylık olacağız, ayrıca yarın da 12. haftamız doluyor. Bu cümleyi bu aralar çok sık kuruyorum, biliyorum ama gerçek bu günler çok hızlı geçiyor. Sanki geçen haftaydı göbek bağının düşmesini bekliyorduk Cancan'ın. Oysa koskocaman 3 ay geçti o günlerden bu yana. Ve oğluşu bugün ilk kez oyun grubuna götürdüm. Biliyorum henüz oyun grubu için çok erken ama yine de ortamı görmek istedim önümüzdeki sene için. Buradaki oyun grubuna 5 - 6 aylıktan itibaren başlanabiliyor. Biz de oğluşumla önümüzdeki sonbaharda oyun grubuna başlayacağız. Cancan bugün bile oldukça keyif aldı. Değişik bir yerde olduğumuzu anladı. Uzun uzun etrafı inceledi.Onunla ilgilenen diğer çocuklara ve annelere gülücükler attı. Baya baya sosyalleşti bugün oğluşum. En son çocuklar ve anneleri birlikte şarkı söylüyorlar; biz de onlarla oturduk şarkı söyledik, çok da eğlendik. Ceren teyzemize teşekkür ederiz bizi de oyun grubuna  götürdüğü için çok keyifli bir gündü bizim için.



Sünnet günümüz giderek yaklaşıyor, sadece 1 gün kaldı. Cumartesi günü sünnet olacak oğluşumuz o yüzden babası da ben de birazcık gerginiz. Birbirimize çaktırmıyoruz sözüm ona ama ikimizinde aklında aynı sorular. Çok ağlayacak mı? Canı yanacak mı sonrasında? Ne kadar sürede iyileşecek? Nasıl olacak? Gerçi doktorumuz bize anlattı. İyileşme süreci küçük bebeklerde daha kolay oluyor dedi. 4 - 5 güne bir şeyi kalmaz dedi. Ameliyathanede biraz ağlayabilir de dedi  ama :( Bu arada Cancan'ın kafasına göre yapılan sünnet şapkası dün akşam geldi. Çok minik ve güzel... Sünnetten sonra ilk fırsatta neler yaşadık anlatacağım. Bizi takip etmeye devam edin :)





24 Nisan 2013 Çarşamba

Annem usulü ENGİNAR

Yine iki arada bir derede girdim mutfağa :) Doğumdan önce evde yemeği Cücü gelmeden hemen önce yapardım. Bir daha ısınmasın pişer pişmez yensin diye. Zaten en sevdiğim şey de yaptığım yemeğin o akşam bitmesi, dolaba kalkmaması. Eğer zeytinyağlı pişirecek isem de sabah erkenden pişirirdim ki güzelce soğusun diye. Ama Cancan'ın gelmesi ile bu düzen değişti. Şimdi akşamları aç kalmayalım diye Can uyur uyumaz mutfağa giriyorum gündüzleri. önce kahvaltı ediyorum sonra hala uyanmamış ise yemeği yapıyorum. Bazen tam yemeğin ortasında uyanıveriyor. İşte o zaman  tam şenlik oluyor. Bir geliyorum onu eyliyorum, bir gidip 5 dakika daha yemek yapıyorum. Çok huysuzlanır ise onu arabasına koyup tek elle yemek yapmaya çalışıyorum. İlla iki ele ihtiyacım var ise ayağımla arabayı sallıyorum. Anlayacağınız çok eğleniyoruz yemek yaparken. Bugün de o günlerden biriydi. Cancan uyudu ben mutfağa girdim tam işimin ortasında uyandı ama yemeği ocağa koyana kadar zıpzıpda idare edebildim onu. Hayat kurtarıcımız zıpzıp :) yani ana kucağı her eve lazım astım oyuncaklarını önüne ben işimi bitirene kadar o oynadı. En son bir isyan etti ama o sırada da ben işimi bitirdim, enginarı ocağa koydum.
Son bir kaç seneye kadar sebzeyle aram pek iyi değildi. Ama hiç bir sebzeyi sevmezken bile enginarı seviyordum. Bayıla bayıla yiyordum. Özellikle de yapraklarını. İzmir'de hatta Ege'de enginarı yapraklarıyla da pişirirler. Bizim evimizde de hep böyle pişerdi. Akşam üstüne kadar İzmir'de herkesin bu şekilde enginar pişirdiğini zannediyordum. Ama Ece'yle konuşurken aaa ne değişik yapmışsın dedi. Anladım ki bu İzmir usulü değil annem usulu enginarmış. Zeytinyağlı hafif ekşili yemekleri seviyorsanız afiyet olsun...

Malzemeler

  • 3 - 4 tane enginar
  • 5 - 6 adet taze sogan
  • 2 adet limon
  • 1 tatlı kaşığı un
  • Bir kaç dal dereotu
  • Zeytinyağı
  • 2 tane küp şeker
  • tuz
Yapılışı
 Öncelikle bir kabın içerisine su doldurup bir limonun suyunu sıkıyoruz. Limonları atmıyoruz onları enginarları soyarkeen ovmak için kullanacağız. Ve enginarlarımızı yapraklı şekilde ayıklıyoruz. Bilmeyenler için fotoğraflarla anlattım aşağıda.






Daha sonra taze soğanlarımızı güzelce yıkayıp doğruyoruz. Bir tencereye bir miktar zeytinyağı koyup tuz şeker ve taze soğanları ilave edip 3 - 4 dakika kadar kavuruyoruz. Zeytinyağının miktarını tıpkı tuz gibi herkes kendi damak zevkine göre istediği gibi ayarlayabilir.  Daha sonra enginarları da tencereye koyuyoruz. Büyük bir bardağın içine bir limonun suyunu sıkıp üzerini su ile tamamlıyoruz. Daha sonra bu suya 1 tatlı kaşığı unu ilave edip topak olmayacak şekilde karıştırıyoruz. Un ne tepeleme ne de silme olacak. İkisinin arasında. Bu suyu da tencereye ilave edip tenceremizin kapağını kapatıp altını kısıyoruz. Yaklaşık 40 dakika içinde yavaş yavaş pişiyor yemeğimiz bu arada 1 kere enginarları parçalamadan karıştırıyoruz.
Tencerenin altını kapattıktan sonra dereotlarını ince ince kıyıp üzerine serpiyoruz. Soğuduktan sonra servis yapabiliriz.

Püf noktaları

  • Enginarların yapraklarının çok açık olmasın
  • Enginarlar çok büyük olmasın
  • Ellerinizin kararmaması için ayıklamadan önce ellerinizi limonla ovun

20 Nisan 2013 Cumartesi

Herkesin bebeği süt kokar bizimkisi KİMYON koyuyor

Şimdi baktım da en son ayın başında bir kaç satır yazıp en kısa zamanda yazacağımı söylemişim. Ama ne mümkün. Bütün gün Cancan'la birlikteyim, o uyanıkken onunla oynuyor uyuyorken de yemekti, ufak tefek ev işleriydi derken gün bitiyor. 78 günlük oldu benim minik oğluşum. Artık her şeyi onunla yapıyoruz, çamaşır asmayı bile :) Havalarında güzelleşmesiyle her gün bir kaç saati dışarıda geçiriyoruz. Tam bir sokak çocuğu Cancan dışarıda uyumaya bayılıyor. Evin kapısında içeri girer girmez de gözünü açıyor. O kadar seviyor ki
dışarıda olmayı geçen hafta tüm bir pazar gününü dışarıda geçirdi neredeyse. Evlerin içleri mevsim itibariyle bahçeden daha soğuk o yüzden Cancan'ı emzirmek ve altını değiştirmek dışında tüm pazar günü bahçede oyaladım ve uyuttum. İyi ki de öyle yapmışım, muhteşem pazarın arkasında rüzgarlı bir hafta geçirdik doğru düzgün dışarı bile çıkamadık. Bahçede geçen pazarın bize katkısı artık balkonumuz yaşanılabilir hale geldi, bahçemiz biraz düzenlendi. Veeee bir haber de çilek bahçesinden ilk çileklerimiz olmaya başladı. 3-4 günde bir 5 - 6 tane çilek alıyoruz bahçeden. İnşallah domateslerimizi de ay bitmeden ekeceğiz ama bir babayiğidin arka bahçeyi temizlemesi ve bellemesi gerekiyor. Bakalım, o da olur umut fakirin ekmeği diyorum. :)

bir lokmacığım adam oluyor

Bugün oğluşumuzu doktora götürdük, önümüzdeki cumartesi günü sünnet olacak minik adam. Sünnetimizi ürologa yaptırmaya karar verdik. Daha doğrusu biz sünneti lokal anestezi ile yaptırma istedik. Burada da lokal anestezi ile İzan Hastanesinde yapıyorlar sadece. Orada da sünnetler Ürolag tarafından yapılıyor. Bodrumdaki özel hastaneler küçücük bebeği maske ile anestezi altına alıyorlar. Belki hiç bir zararı yoktur ama  gönlüm razı olmadı.
Bir yanım daha doğduğu günden beri sünneti yaptırmayı bir an önce atlatmayı istiyor. Şimdi olursa hem daha çabuk iyileşecek yarası hem de psikolojik olarak hiç etkilenmeyecek. Diğer yanım ise çok küçük nasıl olacak, aslında hiç yaptırmasak canı yanmasa diyor. Onu nasıl yalnız başına ameliyat haneye göndereceğim bilmiyorum ama olacak. Doktorumuz sünnet öncesi bugün Cancan'ı muayene etti ve bize biraz açıklama yaptı. Sonrasında oğluşuma sünnet cicisi almaya gittik. Tabi bir lokma bebeğin sünnet cicisi ne olur ki? Bir tane maşallah yazısı aldık. Birde kafasına göre sünnet şapkası siparişi verdik :) Çocuğu değil kendimizi eyliyoruz vallahi ne diyeyim.

herkesin bebeği süt kokar bizimkisi KİMYON koyuyor

Geçen yazımda oldukça gazlı günler geçirdiğimizi yazmıştım. Şu anda gaz sıkıntımız azalmaya başladı. Gece gündüz gazdan muzdarip bebişimiz artık daha keyifli gülücükler saçan bir minik adam. Bu 3. ayı dolduramaya yaklaştık o yüzden mi yoksa yaptıklarımız mı etkili oluyor bilmiyorum ama gazla ilgili neler denedik nelerin faydasını gördük hepsini yazıyorum.


Kimyon
Her sabah bir tepeleme çay kaşığı kimyon yiyip üzerine bir bardak su içiyorum.
Bitki çayı
Daha önce tarifini verdiğim bitki çayından 1 fincan tüketiyorum. Ayrıca Cancan'a da doktorumuzun tavsiyesi ile her sabah ilk emzirdikten ve aksam üstü 5-6 gibi emzirdikten 1 saat sonra 30 ml bitki çayı veriyorum. (Milupa gece çayı) Bence faydasını gördük.
Yeme içmeye dikkat
Gazlı içeceklerden uzak duruyorum. Gaz yapan sebze ve meyvelerden yemiyorum. Ve en zoru çikolatadan uzak duruyorum. Ya da çabalıyorum.
Sıcak
Hem kendi ayaklarımı hem de Cancan'ın ayaklarını sıcak tutmaya dikkat ediyorum. Ayrıca gaz sancısı olduğunda radyatörün üzerinde polar battaniyeyi ısıtıp Can'ın karnını ve ayaklarını sarıyorum. Isınınca biraz rahatlıyor.
Gaz Masajı
İnternette seyrettiğim gaz masajını bir çok kez yaptım ama pek faydasını görmedik. Ya ben masajı yapmayı beceremiyorum ya da bize etki etmiyor.
Yağlar
İlk olarak aktarın tavsiyesi ile Adaçayı (elma) yağı aldık. Çok fazla etkisini görmedik. Daha sonra internette wind sable gaz merhemi diye bir ilaç gördüm. Arkadaşlarımdan da tavsiye eden oldu. Ama ilaç olduğu için çok kullanmak istemedim ama içeriğini araştırınca içinde kimyon yağı olduğu fark ettim. Ve bir şişede kimyon yağı edindim. Adaçayı yağından daha iyi geldi.Ama herkesin bebeği süt kokarken benimkisi kimyon kokuyor.
Banyo
Doğru sıcaklıkta hazırlanmış, bebişi üşütmeden sakince yapılan bir banyo özellikle de küveti su ile doldurup içine oturtarak yapılan bir banyo bebeğin gevşemesini sağlıyor.
İlaç kullanımı
Gaz sıkıntımız ilk başladığında doktorumuz Biogaia damlayı önerdi. Bitkisel içerikli bu damladan her gece yatmadan önce 5 damla verdik Cancan'a ama çok faydasını görmedik. Daha sonra beraber gün saydığım sevgili arkadaşım Sinem bir damladan bahsetti. Pedia Care damla. Oda başka bir arkadaşının tavsiyesi ile amerikandan almış damlayı. Ve hemen 1 paket kargoya verdi bana. Önceleri düzenli kullanmayı denedim. o şekilde faydası yok ama gaz sancısı sırasında 0,3ml verince 10 dakika içinde bebişi sakinleştiriyor. Tabi gaz sancısının kuvvetine de bağlı.İçeriğinde simeticone var. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ederim. Sinoşum çokmersi arkadaşım umarım senin aldığın Pedia Carelere hiç ihtiyacın olmaz. Paketlerin kapalı kalır. Ve Ece teyzemizle Çimen teyzemiz Amerika'dan yetişip bize hem bu damladan hemde Gripe Water gönderdiler. Gripe Waterda gaz sancısı, mide spazmı, hıçkırık gibi durumlarda bebeğe verilebiliyor ve tamamen bitkisel.

Bunlar benim denediklerim ve benim gözlemlerim her bebeğinki farklı olabilir. Ama çok net bir şey var ki siz ne kadar sakin kalabilirseniz bebeğinizi o kadar kolay sakinleştirebiliyorsunuz. Hiç kolay değil gazdan çılgınlar gibi ağlayan bir bebek varken sakin kalmak ona şarkılar söylemek. Açıkçası benim çok zaman elim ayağım birbirine girdi, sinirlerim gerildi, o ağladı ben ağladım sinirimden çaresizliğimden. Sanırım gazla ilgili en zor zamanları bitirdik. Zor geçti ama geçti şimdi sanki o günler hiç olmamış gibi. Zaten bu yaşanılanlar unutulmasa hiç kimse ikinciyi doğurmazdı. :)