12 Temmuz 2016 Salı

29. hafta oldu bile..


Günler hızla geçiyor, neredeyse Temmuzu yarıladık, hamişliğin ise yarısını devireli çok oldu. Son dönemece girmemize ise çok az kaldı. 29. haftanın içindeyim şu anda kocaman göbeğimle sıcaklarla ve merdivenlerle savaş veriyorum. Eve ulaşmak için 4 kat, ofise ulaşmak için 3 kat merdiven çıkmam lazım.  Çıkarken her ne kadar beni zorlasa da kendimi doğumu kolaylaştıracağını düşünerek motive etmeye çalışıyorum. Hımmmm motive oluyor muyum derseniz tam olarak değil :) Doğum eğitiminde doğumu kolaylaştıran aktivitelerin başında saydı Ebemiz Ayşegül Fırat bol bol merdiven çıkmayı.

Eskiden beri takip edenler var ise nereden çıktı şimdi doğum eğitimi, zaten ikinci doğum değil mi, üstelik ilki sezeryandı, bu doğumda sezeryan olmayacak mı? gibi sorular kafanızda nbelirdiyse hemen yanıtlayauım. Çok alıştım bu ara bunları yanıtlamaya :) Evet Cancan 39+0 da sancılarımın bile başlamasına izin verilmeden sezeryan ile doğdu. Plesanta previa gibi tam anlamıyla sezeryan sebebi olan bir durumum vardı. Bu sebeple o zaman hiç istemesem de sezeryan doğum yapmıştım. Hep de aklımda keşke ikinciyi normal doğurabilsem diyordum. Ve gördüm ki dünyada ve Türkiye'de artık sezeryan sonrası normal doğum destekleniyor. Tabi ki her doktor bunu yapmıyor, tamamiyle görüşe karşı olan da var, risk almak istemeyende. Can da olduğu gibi Uzay'da da çok iyi, tatlı dilli, işinin ehli bir doktora denk geldik. Onu bulmamız biraz uzun sürdü ama kısa sürede sevdik. Üstelik Doktorumuz Hüseyin Ceyberi sadece ssvd'yi desteklemekle kalmıyor, doğal doğum yanlısı bir doktor olarak gebelerin keşkesiz doğumlar yapması, doğumun bir travma, korkulu bir hikayeden çok, keyifle yaşanacak bir süreç olması için çalışıyor. İşte bu yüzden doktorumuz bizi  doğum hakkında daha çok bilgilenmemiz için bir Doğal Doğum Eğitimine yönlendirdi. Eğitimimizi Bona Dea Doğum'da Ebe Ayşegül Fırat'tan aldık. Onun anlattıkları ve bizim isteklerimiz doğrultusunda şimdi bizde doğum tercihlerimizi belirliyoruz.

Artık bloğa daha sık yazabilmek için kendimi ve vaktimiz zorlayacağım. Çünkü dönüpte Can'da yazdıklarıma bakınca ne kadar güzel bir anı olduğunu, insanın bazı şeyleri çok çabuk unutabildiğini fark ettim.



24 Mart 2016 Perşembe

süprizz...

Yeniden buradayımmm.. Yeniden yazacaklarım anlatacaklarım var :)
Aslında hep anlatacaklarım vardı da ben yazamadım... Her gün bloğu çok boşladım bugün yazayım, anlatacak çok şey var dedim ama hep bir sebep oldu yarına ertelemeye.
Yazamadığım zamanda çok şey değişti yine.  Mesela artık "Mini Mini Butik" yok. Eylül sonunda dükkanı kapattım. Bir kaç aylık iş arama süreci sonrasında şimdi yeniden çalışıyorum.  Çalışmayı özlemişim desem aranızdan kaç kişi bana yok artık der bilmiyorum ama evet çalışmayı seviyorum ve işte olmak bana iyi geliyor. Tek bir sorun var ki yine Gıda firmasındayım, yine muhteşem lezzetler var ve ben yine boğazıma hakim olamıyorum.
Cancan kocaman oldu, hatta adam oldu sıpa. Artık ay saymak çok komik geliyor artık 3 desek yeter :) Geçen sene Nisan ayı sonundan beri kreşe gidiyor. Keyfi de çok yerinde arada sabahları uyanmak zor gelse de okul onun için eğlence yeri.
 
Başka  değişiklik yok mu var tabi ki asıl haber şimdi geliyor. Duble anne olmaya hazırlanıyorum. :) İş ile birlikte gelen bir bebeğimiz var. Eylül sonunda Cancan'ım abi, bende  duble erkek anası olacağım. Henüz tam olarak bilmese de bir şeyler olduğunun farkında Cancann.
 
Umarım bu sefer yeniden yazmaya başlayabileceğim Cancan'ı ve yeni bebişimizi anlatacağım. Kendisi şimdilik çok minnak 13 haftalık, dün cinsiyetini öğrendik. Kocam ve teyzem hariç herkes kız diyordu bende kız diyordum. İçimden bir ses sen Can'da da kız dedin erkek oldu bu bebek de erkek mi acaba dese de kız demeye devam ediyordum.  Bir yakışıklı oğlum daha oluyor, sağlıkla gelsin de kızı erkeği fark etmez.
 
Cinsiyet belli olunca bizim evdeki kız mı erkek mi konuşmaları yerini dün akşam itibariyle adı ne olsun sohbetlerine döndü. Sanırım zorlu geçecek bir müzakere süreci bizi bekliyor....

9 Eylül 2014 Salı

Evir, çevir, koy kenara

Cücü bardak dolabını açar bir bardak alır, ışığa tutup evirir çevirir, kenara konar. Sonra bir bardak daha alır ışığa tutar evirir, çevirir kenara koyar. Sonra bir tane daha bir tane daha derken tezgahın üstü bardak dolar ve en sonunda porselen bir kupa alır suyunu onunla içerdi. Hatta son zamanlarda direk kupa almaya başlamıştı. Birazcık titiz benim kocam, bardak dediğinin üstünde su damlasının izi bile olmayacak pırıl pırıl parlayacak. Neler yaptım, bir sürü deterjan denedim. İlk başlarda hepsi iyi geldi sonra yine aynı... artık çıldırma noktasına geldiğimde bir gün bir baktım ki Cücü cam bardakla su içiyor. Ne var şimdi bunda demeyin bizim için çok önemli :) Ne mi yaptım vallahi ben bir şey yapmadım :) Bulaşık deterjanı bitmişti Finish vardı markette onu aldım, üstelik daha önce kullandığımda memnun kalmamıştım ve son 1 senedir hiç almamıştım. Sanırım formülünü değiştirmişler, bardaklar pırıl pırıl, ışıl ışıl çıkıyor, hiç yemek kalıntısı yok. 
Çok reklam kokuyormuş gibi oldu bu yazı ama gerçek bu ne yapayım. Mutluyum, mutlusun, mutlu kıvamındayım... Hergün hiç kullanılmamış  bir sürü bardağı yeniden yıkamak zorunda kalmıyorum...

8 Eylül 2014 Pazartesi

Cancan 19 aylık

Uzun zamandır size Cancan'dan haber vermiyorum. Minik zibidim artık 19 aylık her gün yeni bir kelime yeni bir atraksiyon ile bizi şaşırtmaya devam ediyor. Koltuk üzerinde koşmadan sokak kapısını açmaya, buzdolabı sebili ile mutfağı ıslatmadan köpüklü halde banyodan kaçmaya kadar her numara var kendisinde. Bir de yeni yeni kelimeler yok mu en eğlencelisi o. Ama en sevindiğim iki kelime du ve acıdı oldu. Du yani su geçen haftaya kadar su isterken sağ kolunu uzatıp ııhhh ııh yapıyordu. Bazen suyun olduğu yeri bazen de alakasız bir yeri gösteriyordu. Yemek sırasında falan bir şekilde anlaşılıyordu da uyku arasında neden ağladığını anlamak zor oluyordu. Bunların dışında anne, baba, abla, abi, dede, mama, bitti, açıldı, meyme (meyve), eyma (elma), hüüp (süt), ek (kek), mime (mine), nine diyor her güm repertuvara yeni kelimeler ekliyor paşam.

Oyun konusunda kendinden büyükler ile takılmayı çok seviyor, yaşıtları ile genelde oyuncak paylaşma konusunda sıkıntı yaşayabiliyor. Ayrıca büyük çocukların onunla oynamak istemesi, yanına gelmesi onu çok mutlu ediyor. bir şen kahkahası var ki hiç bitmez inşallah. Konu uykuya gelince gunduz bazen 1 bazen 2 kez uyuyor toplamda 1,5 ile 3 saat arası değişiyor, bir bakıyorsunuz 3 saat kesintisiz uyuyor bir bakıyorsunuz  2 tane 1saat uyuyor. Gece uykusunda mutlaka 2 kere uyanıyor biri 00.00- 01.00 gibi diğeri 05.30 civarı. Şanslıysak o sabah 7 ye kadar uyuyor hatta bazen 7 buçuk bile oluyor yok değilsek 6 da ayaktayız.

Cancan şu anda 86 cm ve 11.400 kg son doktor kontrolünde (01.08.2013) kan ve idrar tahlilleri yapıldı. Her sağlıklı çocuğa yılda 1 kez idrar 2 kez kan tahlili yapmak gerekirmiş. Yeni doktorumuz öyle söyledi. Bodrum'dan İzmir'e taşınınca Sibel Hanım'ı bırakmak zorunda kaldık :(. Onu çok özlüyoruz.Yeni doktorumuz Zerrin Sürenkök, Karşıyaka  Belediye binasının yanında yeri. Oldukça anaç, ilgili ve bilgili bir doktor.


3 Eylül 2014 Çarşamba

Sadece "merhaba" demek istedim

İşte geldim buradayım. En son Ocak ayında yazmışım :( bir yıl boyunca keyifle yazdığım blogumu bir süre kimsesiz bıraktım. Her aklıma geldiğinde bu akşam bir şeyler yazayım dedim ama bir türlü başına oturamadım. Cücü'nün geçen gün beni dürtmesi sonucu yeniden bilgisayarın başındayım ve yazıyorum. Aslında bugün ne yazacağımı ben de bilmiyorum sadece "merhaba" demek istedim. "Ben geri döndüm" Dönüşüm muhteşem mi oldu bilinmez ama bir çok değişiklikle buradayım. Mesela artık Bodrum'da yaşamıyoruz, İzmir'e yerleştik, Bostanlı'dayız. Ben ev hanımlığından terfi ettim diyeceğim ama tam olarak öyle olmadı zaten ev hanımlığı ve annelik zaten istifa edilemez bir müessese :) Bunlara ek olarak yeni bir işim var. İzmir'e geldikten sonra iş bakarken iş yeri sahibi oldum. Mini mini beyler, hanımlar için bir butiğim var artık  adı da Mini Mini Butik. Cancan 'a gelince onun keyfi çok yerinde en son 11. ay kontrolünü yazmışım 30 sn desteksiz ayakta duruyor demişim, paşam şu an 19 aylık oldu artık atlıyor, zıplıyor, koşturuyor bizi perişan ediyor. Hepimizin keyfi yerinde... 
Yarın da yazmak istiyorum bir şeyler ama ne? Size ne anlatsam? Siz beni özlediniz mi bilmiyorum ama ben burada olmayı özlemişim.

13 Ocak 2014 Pazartesi

Cancan'dan önce ben denedim, onayladım: JOHSON'S BABY

Anne olmak sanırım birazda manyak olmayı gerektiriyor. Biz anneler hep böyleyiz. Bebeğimiz için olan her şeyi önce kendimiz deniyoruz. Mamalar, demir damlası, d-vit hatta bebek bezine su döküp ne kadar  koruyor diye denemişliğim bile var. Bu akşamın deneyimi ise Johson's Baby ürünleriydi. Johson's Baby fikrimi merak edip kocaman bir paket yapıp göndermiş :) Öncelikle çok teşekkür ederim. Paketimizin içeriği şöyle: Johson's Baby Şampuan, Bed time duş jeli, bebek yağı, pişik kremi, bebek kolonyası ve ıslak mendil. Tabi ki hemen denedik.

Cancan böceğim banyoyu çok seviyor ama banyo sonrası kremlenmek filan pek ona göre değil, hemen sorun çıkartıyor. Ama bugün öyle olmadı aldım oğluşumu sobanın yanına indik. Bebek yağıyla yumuşacık yağladım ve masaj yaptım, pek keyiflendi paşa. Zaten Jonson's baby bebek yağını tartışmaya gerek yok. Bebeğe, kendi kuruyan cildime her şeye iyi geliyor.

Bebek kolonyasına gelince acaba bilip de mi Ocean kokusunu yolladılar acaba :) mavi şişe. Çocukken benim için parfüm sayılırdı. Hatta ilk parfümüm diyebilirim. Unutmuşum kapağını açıp da koklayınca çocukluk günlerin geri geldi.

Islak mendilin dokusu ve kokusu çok güzel. Tek bir yorumum olur bu ürüne keşke Johson's Baby de plastik kapak yapsa çünkü yapıştırma şeklindeki açma kapama yeri bir süre sonra kapanmıyor ve mendiller kuruyor. Çanta içinde başka şeylere değiyor.

Ürünlerden tek tanımadığım pişik kremiydi. Aslında yine Johson's ın başka bir ürününü kullanıyordum doğumdan beri Desitin. Ama bu pişik kremini de beğendim. Hatta kıvamı Desitinden daha hafif ve daha kolay dağıtılıyor.

İşte benim deneyimim ve ürünlerle ilgili yorumlarım böyle. Bu arada ürünlerin hiç biri ALKOL ve PARABEN içermiyor anneler haberiniz olsun.




8 Ocak 2014 Çarşamba

11. Ay



İşte   geldik burdayız. Ve bu da size anlata anlata bitiremediğimiz Sibel teyzemiz. Bu ayda  yazamasaydım atladığım 3. doktor kontrolü olacaktı. En son 8. ay kontrolünü yazmışım o zaman Cancan'ım 72cm 9345 grmış. Geçen 3 ay içinde 5cm uzamış ve 600 gr kadar almış.

8. ay 72 cm 9345
9. ay 74 cm 9415
10. ay 75.5 cm 9930
11. ay 77 cm 9930

Evet kilo alımı çok süper gitmiyor ama boyu uzuyor. Bu arada çıkan dişler ve ilk hastalığımız kilo alımını engelledi sanırım. Ama bugüne bugün 7 tane dişi var oğlumun ve 8. patlamak için kıvranıyor bu aralar. Yine de persentilde fena gözükmüyor kilo %53'te boy %85'de.

Bebek büyüdükçe doktora sorulan sorular da azalıyormuş. Bizim de öyle bu ay çok fazla bir şey sormadık. en önemli sorum ise şuydu. Cancan memeye güvenip yemek yemiyor hala tam bir düzen oturtturmadı. Geceleri de emme durtusuyle 3 - 4 kez kalkıyor acaba emzirmeyi bırakmalı mıyım? dedim. Yom dedi Sibel Hanım emsin ne emerse faydasına karına.

Neler yiyor 11 aylık Cancan...

  • Kahvaltısını kendi yapmak istiyor o yüzden çok az yiyor biraz ekmek biraz peynir iyi günündeyse birazda yumurta
  • Çorbaları ayırt etmiyor ama canı isterse
  • Meyveye bayılıyordu ne olduysa oldu bu aralar onunla da kavgalı. Tek aşkı Mandalina :)
  • Yoğurtla bir küs bir barışık bizde çözemedik
  • Akşamları sofrada ne varsa o da yiyor.
  • En sevdikleri arasında patates, makarna, köfte var babasına mı çekmiş ne?
Neler yapabiliyor peki?

  • Tutunup  ayağa kalkıyor.
  • Tüm salonu oraya buraya tutunarak dolaşıyor
  • Tutunmadan 30 snden fazla ayakta durabiliyor.
  • Kedi ve köpekleri çok seviyor.
  • Oyun grubuna gidiyor ve orayı çok seviyor. Oyuncaklarını paylaşıyor.
  • Yürüteçte durmak artık çok istemiyor.
  • Kendi kendine yemek yiyor.



Her şey bir yana geçen gün yaşadığımız bir olaydan dolayı sizlere bir hatırlatma yapmak istiyorum. Birkaç gün önce küçücük 7 aylık bir bebeği kaybettik. Solunum  gibi basit bir yolla bulaşan bir hastalık yüzünden. Bu hastalıktan korunmak ise çok kolay 9. ay ve sonrasında yaptırabileceğiniz Menectra aşısı. Hastalığın ölüm riskini ortadan kaldırıyor. Aşı özel bir aşı tek doz fiyatı 155 TL. 3 ay arayla 2 doz yapılması gerekiyor. Umarım menetra ve rota aşıları en kısa zamanda aşı takvimine girer ve bu hastalıklar yüzünden annelerin kucağı boş kalmaz.




26 Aralık 2013 Perşembe

Hey hey heeeeyyy sonunda buradayım.  2 ay oldu yazamıyorum. Neden mi? Öncelikle minik prensesimiz Mira aramıza katıldı.  Onu karşılamak için Antalya'daydık. 1 Kasım da geldi kızımız:) sefa geldi hoşgeldi. Sonra Antalya dönüşü Cancan'ım eve alışmaya çalıştı 1 hafta:) o sırada Cücü Ales' e girecekti bu sefer İzmir'e gittik. Dönüşte tam yazmaya fırsat yaratıyordum ki Cancan bilgisayarıma bir yapıştırdı. O gün bugün bilgisaysr kaput :(

Sonracığıma ayrılık endişesi dönemini atlattik, dört tane diş çikarttı Cancan,  ilk kez hasta oldu ve ilk kez ateşlendi. Haaa birde oyun grubuna başladık.

Anlayacağınız dolu dolu iki ay geçirdik.  Artik yeniden buradayım beni ve oğluşumu özleyenlere selam olsun. Bizde sizinle çene çalmayı özledik :)



İSTE KIZIMIZ MİRA:)

















                                                                 VE OĞLUŞUM

29 Ekim 2013 Salı

Deliksiz Gece Uykusu Hayal Degil :)


Uyku Danışmanı Pınar Sibirsky ile yaptığım röportajın ikinci bölümü efemmm. Buyrun okuyalım belki de sizin merak ettikleriniz burada...
  • Türk toplumu olarak bebeklerimizi sallayarak uyutmaya programlanmışız. Ben oğlumu her kucağıma aldığımda titreşimi açılmış cep telefonu gibi sallanıyordum. Sallayarak uyutmanın bebek için ne gibi zararları olur? 

Çok doğru, biz durarak tutamıyoruz bebekler, neden bilmiyorum :) sallayarak veya emzirerek uyutmak, hepsi aslında aynı sonuca gidiyor, bebeğimizi uyumak için bizden destek almaya alıştırıyor, onları bu en temel ihtiyaç konusunda kendimize bağımlı kılıyoruz. Tabii ki bunu farkında olmadan, hatta çoğu zaman hiç istemeyerek yapıyoruz ama niyet sonucu değiştirmiyor ki... Sallanarak veya emerek uyumayı öğrenmiş bir bebek, gece boyunca her uyandığında da aynı şeyi isteyecektir muhtemelen, çünkü başka türlü bir uyuma yöntemi bilmiyordur, sorun da burada zaten. Sallayarak uyuduklarında bütün gece uyanmadan devam etseler çok da önemli bir sorun olmazdı ortada.
  • Uyku danışmanlığı alacak, bebeğine uyku eğitimi verecek bir aileye ne gibi önerileriniz olur? 
Uyku eğitimi kolay bir süreç değildir. Çok sabır ister, bazen olmayacakmış gibi hissettiğiniz anlarda vazgeçmeyecek gücü bulmanız gerekir. Burada eşlerin birbirine destek olması çok önemli. Anne veya babadan biri bu konuda hem fikir değilse ben kesinlikle çalışma başlatmıyorum örneğin, başarı imkansız hale geliyor, çocuk arada kalıyor. Kararlılık-tutarlılık-sabır uyku eğitiminde başarıyı sağlayan en önemli faktörler diye düşünüyorum.
  • Uyumayı öğretirken bebekler ağlıyorlar, bunun bebeğe bir zararı var mı?  Psikolojisi etkilenir mi? Ağlatmanın sınırı nedir? 
Ben uyku eğitiminde bebeğin yaşı kaç olursa olsun Onu odada yalnız bırakmayı gerektiren yöntemleri tercih etmiyorum. Bu nedenle ağlamasının yalnızca bir bağımlılıktan kurtulma çabası olduğunu, kesinlikle terk edilmişlik nedeniyle ağlamadığını biliyoruz. Ağlama bebeklerin dili, ağlamayan bebek sağlıklı değildir derdi bizim doktorumuz. Bana göre bu ağlamanın nedeni önemlidir, bir derdi bir sıkıntısı olmadığından eminsem, yanındaysam ve ona destek oluyorsam, uyku eğitimindeki ağlamaya dayanabilirim. Gündüz uykuları için en fazla 1 saat bekliyoruz, uyumuyorsa alıyoruz yataktan. Akşam uyuyana kadar yanındayız ama 1 saat sürekli bir ağlama olmaz genelde, ara ara dener bebek ane-babayı, tabii davranışlar yaşa göre de çok değişiyor.

  • Bebeğe uyku eğitimi verilirken nasıl yatırılmalı? (yüzü koyun, sırt üstü vs..) 
İlk 4 ay bebeklerin kundaklanarak (kollardan sıkı bacaklardan geniş yarım kundak) yan yatış yastıklarıyla hafif yan yatırılmasını öneriyorum. 4-5. Aylar arasında bebek kundaktan çıkıp yüzüstü dönme çalışmalarına başlar, bu dönemde de yüzüstü yatırdığımızda çok daha rahat uyuyor bebekler. Ancak yüzüstü yatırma konusunda mutlaka önce doktorlarından onay almalarını öneriyorum.

  • Yürümeyi, ayağa kalkmayı öğrenmiş bir bebeğe uyku eğitimi verirken yatması nasıl sağlanır? Ya da sağlanabilir mi?
Ben uyku eğitiminde anne babanın müdahalesinin minimumda olmasından yanayım. Yani orada olacağız ama işi bebeğimiz kendisi yapacak. Ayağa kalktıysa, ne zaman isterse o zaman yatacak, belki bu bir saat sürecek ama kendisi yapacak. Biz yatırırsak inanın bunu öyle güzel bir oyuna dönüştürür ki, gece boyunca kendinizi ayağa kalkmış bebeğinizi yatırırken bulabilirsiniz :)
  • Gece sık uyanan bebeğin daha uzun uyumasını nasıl sağlayabiliriz? 
Ona kendi kendine uyumayı öğretirsek, gece ihtiyaç dışındaki uyanmalarında da yine kendi kendine uykuya dönebilecektir. Zaten uyku eğitimi ile bebeğinizin gece hiç uyanmamasını sağlamayı hedeflemeyiz aslında, uyansa bile kendi kendine uykuya dönmeyi öğretiriz onlara, tıpkı biz yetişkinlerin yapabildiği gibi…

  • Diş çıkarma, hastalık, tatil, taşınma gibi sebeplerle bozulan uyku düzeni nasıl düzeltilir. Önceki çabaların hepsi boşa mı gitmiştir? 
Uyku düzeni maalesef bozulmaya çok müsaittir. Bu yüzden öncelikle mümkün olduğunca bozmamaya çalışmak lazım :) Ama bozuldu, yapacak bir şey yok diyelim, hemen vakit kaybetmeden eski düzene dönmelisiniz. Tabi ki bu çok kolay olmayacaktır ama siz bu düzeni bir kez zaten oluşturduysanız, bunu yine yapabilirsiniz. Her şey bizlerin elinde, gerçekten isteyip de başaramayacağımız hiç bir şey yok çocuklarımız için. Oturup dert yanmak çözüm getirmez, harekete geçip çalışmak gerek sorunu çözmek için.

  • Bebeğin yeri, düzeni değişmediği halde neden uyku problemleri yaşamaya başlar? 
Çünkü bebekler çok hızlı büyür, değişir. Bir değişiklik olması için ortamın düzenin değişmesine gerek yok ki, bebek kendisi o kadar hızla değişen bir canlı ki, 3 hafta önce ona uyan uyku saatleri 3 hafta sonra artık uymuyor olabilir. Onlara ayak uydurabilmek için sürekli gözlem yapmalı, uyku konusundaki yeni ihtiyaçlarına ayak uydurmaya çalışmalıyız.


Bu güzel bilgileri bizlerle paylaştığı için Pınar Hanım'a çok çok çok teşekkür ederim.

28 Ekim 2013 Pazartesi

Uykuya Takık Olunca

Uykuya takık olunca röportaj konumuzda uyku tabiki :)Uyku konusunda merak ettiklerimi/mizi ben sordum Kundak'ın kurucusu 0-4 yaş Uyku Danışmanı Pınar Sibirsky yanıtladı. Umarım uykusuz annelere bir umut olur.Buyrun efendim röportajımız...
  • Biraz kendinizden bahseder misiz? Pınar Sibirsky kimdir?
1981 doğumluyum, İzmir’liyim. Ege Üniversitesi İktisat fakültesinden mezun olduktan sonra İstanbul’a gelerek Özel Refresh Polikliniği’nde koordinatör olarak çalışmaya başladım. Bu sırada eşim Stefan ile tanıştım, 2007 yılında evlendik, aynı yıl köpeğimiz Chico ve 2011’de de kızımız Maya ailemize katıldı. 

  • Bize Kundak'tan bahseder misiniz? Kimlere danışmanlık veriyorsunuz? 


Kızımın doğumundan sonra uykunun bebekler için önemini ve destek almak anlamında Türkiye’de çok büyük eksikler olduğunu fark ettim. Bu konuda eğitim alıp uzmanlaşmaya karar verdim. Eğitimimi tamamladıktan sonra 2011 yılının sonunda Kundak’ı kurdum. Şuanda hem ailelere bireysel danışmanlıklar veriyorum, hem de şirketlerde ve farklı birçok mekanda uyku eğitim seminerleri veriyorum. Elimden geldiğince bu konudaki  bilinici arttırmaya çalışıyorum çünkü uyku sorunlarının birçoğunun aslında çözülebilir olduğunu bilerek bebeklerin ve ailelerin hala bu kadar uykusuz kalması gerçekten çok üzüyor beni.

  • Bebekler uyku eğitimine neden ihtiyaç duyarlar?
Bebeklerin zihni her konuda bembeyaz bir sayfa, biz ebeveynler dolduruyoruz bu sayfaları. Onlara her konuda doğru alışkanlıklar edindirmeye çalışıyoruz. Bağımlı değil, kendi kendine temel ihtiyaçlarını giderebilen bireyler olmalarını hedefliyoruz. Uyku da hayatın en temel ihtiyaçlarından biri. Neden bu kadar önemli bir ihtiyaçta bizlere bağımlı olsunlar, neden uykuları geldiğinde uyumayı öğrenip, gece uyandıklarında da kimseye muhtaç olmadan uykuya dönemesinler? İşte bu nedenle bebeklerin uyku eğitimine ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum.
  •  Sağlıklı bir uyku için ortam nasıl olmalı? 

Oda sıcaklığı 20-22 derece arasında olmalı. Aşırı uyarıcı olmayan, soft renkte duvarlar uykuyu olumlu etkiler. En az 2 yaşına kadar çocukların yatağında yastık ve yorgan kullanılmamasını, bunun yerine uyku tulumu tercih edilmesini öneriyorum. Her tarafı kumaş korumalarla kaplı yataklar yerine bir tarafı açık (kumaş korumalıksız), hava alabilen ve bebeğinizin yattığı yerden oda kapısını görebileceği yataklar öneriyorum.

  • Bebeğin odasını ne zaman ayırmalıyız? 

3 aylıkken ayırmak idealdir. Veya doğduğu andan itibaren O kendi odasında, siz 3 ay boyunca onun yanında da yatabilirsiniz, koşullar nasıl el veriyorsa…

  • Bir bebek kaç aylık olduktan sonra deliksiz gece uykusu uyur? 

 4 aydan sonra birçok bebek gece bir tane beslenme (ben uyku öğünü tercih ediyorum) ile 10-12 saat arasında kesintisiz uyuyabilir. Gece 23 gibi yaptığımız bu uyku öğününü de genelde 9. Ayda kaldırırız ve hiç beslenmesiz 10-12 saatlik gece uykularını elde ederiz.

  • Bebeklerde gece beslenmesi nasıl kesilir? 

Doktorunuz da artık bebeğinizin gece beslenmesine ihtiyacı olmadığını düşünüyorsa, beslenme için uyandığında bebeğinizin yanına giderek O’nu beslemeden uykuya döndürmeniz gerekir, tabii ki başka hatalı alışkanlıklar kazandırmadan,mümkünse yatağında uykuya dalmasını sağlayarak. Birkaç gece bu uyanmalarda beslenmeden uykuya dönen bebek, çok büyük ihtimalle arık o saatte uyanmayacaktır.
  • Uyku eğitimi için en uygun zaman ne zamandır?

Eğer bir bebek doğduğundan itibaren yatakta uyumaya alıştırılırsa ileride çok rahat bir uyku düzeni olabilir. Bu nedenle ilk 2 ay doğru alışkanlıklar kazandırmak için çok kıymetli. Bu dönemi kaçırdıysak, 5.-6. Aylardan sonra uyku eğitimine başlamak daha doğru olur. En zor dönem ise, bebek yatağından çocuk yatağına geçildiği dönemdir. Serbest yatan bir miniği yatakta tutmaya çalışmak bazen gerçekten zor olabiliyor.

  • Uyku arkadaşı nedir? Bebek uyku arkadaşına ne zaman ve nasıl alıştırılır? 
Uyku arkadaşı bebeğinizin sarılıp uyuyabileceği bir nesnedir. Bu minik yumuşak bir oyuncak da olabilir, annesinin bir t-shirtu de… bebeğin kendisini yatakta yalnız hissetmemesini, gerekirse sarılıp koklamasını,  rahatlamasını sağlar ve bebek onu istediği zaman alıp bırakabileceği için de emzikten farklı olarak elinden düştüğünde gece uyanmalarına neden olmaz. 4. Aydan sonra kundağın çıkmasıyla uyku arkadaşını edindirebilirsiniz.

Röportaj henüz bitmedi...

İkinci bölüm için tık tık...